26 Ocak 2009 Pazartesi

ENTERİOR ÇİZİMLERDE DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR






ENTERİOR (oda içi -iç mekan ve dış mekan çizimlerde)


PERSPEKTİF KURALLARINA UYGUN ÇİZİMLERDE DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR;

Bina içi sokak çizimlerinde perspektif kurallarına uygun çizim yapmak için dikkat edilmesi gereken bazı noktalar bulunmaktadır. Bina içi çizimlerde, konunun her iki yanının uyum ve birlik içinde görünmesi ve daha iyi çizilebilmesi için çizimi yapılacak binanın sonunda ve ortasında durulmalıdır. Enteriyör çizimde, göz çizgisinin, çizilecek yerin neresinden geçtiği belirlenerek resim kağıdının uygun yerine çizilir. Göz çizgisi üzerinde esas nokta işaretlenir, karşı duvarın eni ve boyu tasarlanarak çizilir. Esas noktadan, çizilen karşı duvarın köşelerine uygun yan duvarların çizgileri (kağıdın kenarlarına kadar) uzatılır. Daha sonra kapı, pencere ve eşyaların görünümleri tek noktalı paralel perspektif kurallarına göre çizilir. Tek kaçış noktalı sokak görünümü çizimlerinde daha iyi bir görünüm elde edebilmek için sokağın ortasında veya ortasına yakın bir yerde durulur. Sokağın görünümüne göre göz çizgisi (ufuk çizgisi) kağıda çizilir. Göz çizgisi üzerinde esas nokta belirlenir. Sokak görünümleri oluşturan biçimlerin (çatı, dam, yol ve pencere kenarları) kaçan çizgileri esas nokta üzerinde birleştirilerek sokağı oluşturan biçimlerin görünümleri çizilir. Bir ucu bizden uzaklaşan yatay çizgiler değişir. Eğer bu yatay çizgiler, göz çizgisinin altında ise, uzaklaşan uçlar yukarıya doğru, eğer üstünde ise aşağıya doğru ve göz çizgisinin üzerinde birleşeceklermiş gibi eğim alırlar. İki kaçış noktalı sokak görünümleri çiziminde, çizilecek sokağın görünümüne göre göz çizgisi belirlenerek kağıt üzerine çizilir. Göz çizgisi üzerinde kaçış noktaları işaretlenir. Kaçış noktaları, kağıdın yan kenarına yakın olduğunda, görünüm daha uyumlu bir birlik içinde olur. Ön görünümde yer alan binanın yüksekliği belirlenerek göz çizgisine dik olarak çizilir. Sokaktaki görünümleri oluşturan biçimlerin kaçan çizgileri (çatı, dam, yol ve pencere kenarları) kaçış noktalarıyla birleştirilir. Kaçan çizgiler üzerinde, sokağı oluşturan biçimlerin görünümleri çizilir.


TEMEL TASARIM - PERSPEKTİF

(Adem GENÇ Ders Notları)
Kaynak: www.tulaycellek.com






Resim, grafik, rölyef, heykel, sahne dekoru ve mimarlık gibi plastik sanat dallarında ve fotoğrafta; derinliğin, bütünlüğün, devamlılığın, renk, biçim ve çizgilerle yada fotoğraf makinesi aracılıyla bilimsel olarak elde edilmesinde izlenilen yöntemlere PERSPEKTİF denir. Kısaca perspektif, üç boyutlu cisimleri, iki boyutlu bir düzlem üzerinde göstermek için kullanılan bir araçtır. Çizgi perspektifi, renk perspektifi diye ayrılır.. Çizilecek bir konunun üç boyutluluğu düşünülerek, bu konu ile ilgili boşluk ve kitle sorunlarını görsel olarak çözmek için perspektif yöntemlerinden yararlanmak gerekir. Cisimlerin gözden olan uzaklıklarına göre şekil ve renklerin belirtilmesi perspektifsel çalışmaları oluşturur. Doğanın ve nesnelerin göz ile görüldüğü gibi bir düzlem üzerinde belirtilmesi; Grek uygarlığı, Çin imparatorluğu, Roma sanatı, Rönesans dönemleriyle yakın çağda ayrıcalıklar göstermektedir. Bu nedenle perspektife ilişkin yöntemler, kuramsal ve uygulama alanındaki bütünlük 20. yy ın ikinci yarısına kadar gelişme göstermiştir. Günümüzde, bir yapının perspektif görünümleri bilgisayar ve diğer elektronik araçlarla yanlışsız olarak çizilebilir. Ancak sanatsal (artistik) yeteneklerle boyanmış veya çizilmiş bir perspektif resim; sanat tarihinin bütün dönemlerinde olduğu gibi bütün çağdaş sanat akımlarında da derinliği, bütünlüğü ve devamlılığı daha canlı ve inandırıcı olarak göstermektedir. 15. yy da perspektif; bir konunun, görme merkezine göre, merkezi izdüşümünün resim düzleminde görüntülerle belirtilmesinde izlenen yöntemdir. Bu yönteme “merkezi projeksiyon yöntemi” de denilmektedir. Geometri ve optik bilimleri ile yakından ilgili olan perspektif, Leonardo’ya göre; bir yeri pencere camından görüp görüntüyü bu cam üzerinde çizmek yada boyamaktır. Derinlikle ilgili çalışmalarda üç boyuta ilişkin olan ipuçlarının beş tanesi özellikle Rönesans ressamları tarafından kullanılmış olup günümüzde de geçerlidir. 1 – Bir nesneye ait olan herhangi bir çizginin veya konturun diğer bir nesneyi kapatması 2 – Hava perspektifi: Renklerin bizden olan uzaklıklarına göre değişmesi. 3 – Çizgi perspektifi: Paralel çizgilerin sonsuzda birleşmesi 4 – Işık gölgenin dağıtılması ( şık yönünün bilinmesi gerekir.) 5 – Boyutları hakkında geniş bilgilere sahip olduğumuz figür yada nesnelerin arka plana yerleştirilmesi Filippo Diser Brunelleshi (1377 – 1446) Floransa Kadetralinin kubbe mimarı, Donatello’nun arkadaşı ve bilimsel perspektifi mimariye uygulayan ilk sanatçıdır. Ucello, Piero Della Francesca gibi sanatçılar da aynı perspektif yöntemini kullanmışlardır. Rönesans sanatçıları da bundan yararlanmışlardır. Brunelleshi’den biraz sonra onun meslek arkadaşı Alberti’nin perspektif konstruksiyonları ressamlar tarafından kullanılabilecek bir biçime dönüştürülmüştür. Buna ilişkin perspektif bilgileri 1436 da yapılan sanat kongresinde sunulmuştur. Ayrıca bu bilgiler yayınlanmıştır. Paralel Perspektif: Gerçekte paralel olan orthogonaller paralel olarak gösterilmiştir.Bu durum daha çok Çin resimlerinde görülmektedir. Açısal Perspektif: Diktörtgen ya da kare prizma biçimindeki geometrik şekilleri iki yan ve üst yüzeylerini gösteren bilimsel bir perspektif yöntemidir. Üç Nokta ya da Eğilimli Resim Düzlemi Perspektifi: Bu perspektifte diktörtgen ya da kare prizmanın hiçbir ayrıntısı resim düzlemine paralel değildir. Dikey orthogonaller; şekil göz hizası çizgisinin altında ise altta, üstünde ise üst boşlukta kesişirler. Mihrevi Perspektif (Axial Perspektive): Bilimsel perspektiften önce bilinen bu tür çizimde paralellerin simetrik olarak gözden uzaklaştığı görülür. İlk örnekleri Grek Apulian vazoları üzerindeki çizimlerde görülmüş olup Rönesans ta da devam etmiştir. Çoğu kez tavan üzerinde paralel iki çizgi tavanın bittiği yerde birleşir. Ters Perspektif (İnverted Perspektive): Rönesans tan önce kullanılmakta olan bir perspektif olup bu yöntem bilimsel perspektifle çelişir. Negatif Perspektif: Perspektif algı yanılması nedeniyle gözden uzaklaşan şekillerin oran dahilinde küçüldüğünü kabul edip onların gerçek boyutları ile algılanabilmesi için ne ölçülerde büyük çizilmesi gerektiğini bilimsel olarak saptayan bir perspektif yöntemidir. İki Kaçış Noktalı Perspektif (Bifocal Perspektive): Rönesans ressamlarının diyagonal yer karolarını çizmek için kullandığı iki kaçış noktalı perspektifte açısal perspektif olduğu gibi dikdörtgen ya da karelerin kısa görünümleri kaçış noktalarının pozisyonlarına göre değişir. Bu noktalar simetrik olarak alınır ve ön plandaki diyagonellerin genişliklerine göre eşit aralıklarla alınan noktalarla birleştirilir. Kesişme noktalarının birleşmesinden elde edilen paraleller ayrıca resim düzlemi ile açı yapmayan karelerin çizilmesinde gerekli olan noktaları sağlamış olur. (Adem GENÇ Ders Notları) Perspektifte Ölçü: Sonsuzluğun basit geometrik biçimlere dönüştürülerek bölünmesi yoluyla yapılan perspektif ölçmelerinde en uzaktaki noktalar orthogonallerin ölçü noktaları olarak bilinmektedir. Bu noktalar doğru olarak alınırsa perspektif çizim daha doğru olur. Perspektifte yer çizgisi ( zemin çizgisi ) ufuk çizgisi, ufuk düzlemi, görme noktası, karşıdan görünen çizgiler, kaçış noktaları gibi tanımlar yer alır. Perspektif, Temel Tasarım dersi kapsamı içinde nesneleri doğru görmek ve gösterebilmek adına görsel sanatın ana unsurlarındandır. Gözün eğitiminde önemli rol oynar. Perspektif esasına uygun bir çizim yapmak için: 1 – Resim çizimine başlarken kağıt üzerine ufuk çizgisi belirtilir. 2 – Ufuk çizgisinin üzerinde bulunan esas nokta tespit edilir. 3 – Çizimlerin ufuk düzleminin altında, üstünde veya hizasında olup olmadıkları tespit edilir. 4 – Resimde önce büyük yüzeylerin, sonra küçük yüzeylerin çizimi yapılır. 5 – ilk çalışmalarda kaçış noktaları daima resmin içinde yer almalıdır. Eğer kaçış noktalarından kağıt üzerinde bulunmayan varsa yanına tamamlayıcı küçük bir kağıt eklenir. Yer Çizgisi (zemin çizgisi) : Düşey olarak konan resim düzleminin yatay yer düzlemiyle yaptığı ara kesite “yer çizgisi” denilmektedir. Ufuk Düzlemi : Ayakta duran bir insanın göz hizası olan zeminden 160 cm yukarıda, zemin düzlemine paralel bir düzlemdir. Bu düzlemin resim düzlemini keserek oluşturduğu ara kesite “ufuk çizgisi” denir. Ufuk düzleminin yeri değiştirildiğinde farklı perspektif görünüşler elde edilir. Göz Noktası - İstasyon Nokta - Gözlem Noktası : Gözlenen ve gözleyen arasındaki mesafeyi belirler. Göz noktası objeye yakınsa, kaçma noktaları birbirine daha yakındır; göz noktası objeye uzaksa kaçma noktaları birbirinden daha uzaklaşır. Gözlenen yüzeyler eşit açı yapıyorlarsa (45º) kaçma oranları eşit olur. Aksi halde obje resim düzlemine eşit olmayan açılarla döndürülmüş ise yüzeyler farklı oranlarda gözden kaybolacaktır. Resim Düzlemi : Resim düzlemi düşeydir ve cisimle bakış noktası arasındadır. Resim Düzleminin Saptanması : Göz noktası yerleştirilince, bir sonraki işlem, görülmek istenen resmin dış köşelerini belirlemek için görüş eğrisini ifade eden iki çizgi çizilir. Bu çizgi görüş merkezini saptar. Görüş açısı içinde kalan perspektif imge odaklanmak için görüş merkezine dik düzlem üzerinde oluşur. Resim düzlemi denilen bu düzlem bir çizgi ile görselleşir. Tek Nokta Perspektif: Bir tek kaçma noktası vardır. Daha çok iç mekanların perspektif anlatımlarında kullanılır. Tek nokta perspektifte planlar resim düzlemine paraleldir; Planın köşeleri resim düzlemine dik, ufuk çizgisi üzerinde tek bir kaçma noktasında birleşir. Bir ölçek seçilir. Resim düzlemi çizilir. Köşelerden eşit aralıklarla dört kenar eşit parçalara ayrılır. Sonra göz hizasında ufuk çizgisi çizilir. Ufuk çizgisi üzerinde, resim çerçevesi dışında bir diyagonal ( çapraz) nokta yerleştirilir. Bu noktanın kaçma noktasına olan mesafesi, gözlemcinin resim düzlemine olan uzaklığı temsil eder. Bu noktayı karşı köşeye birleştiren doğrunun ışınsal çizgileri kestiği nokta derinliği belirler. Perspektif konusu da ilk etapta temel geometrik şekillerle çalışılabilir. Doğadaki görsel nesneler, makine ve parçaları (bu çizimlerde, biçimlerin birbirine göre durumları uzaklaşma, yakınlaşma vs. ile perspektifsel çalışmalar yapılır) , doğa ve doğal objeler (mekan içinde objenin biçimi, perspektif kuralları çerçevesinde çizgi ve ışık değerleri gözetilerek resmedilir) daha sonra da kişisel yorumlar yapılabilir. (Kişisel hacim çalışmaları söz konusudur.) HAVA PERSPEKTİFİ FOTOĞRAFTA PERSPEKTİF Tonlar biçimler bizden uzaklaştıkça silikleşir ve küçülür. Bu görüntüde ki terk fark, malzemenin değişik olmasından kaynaklanır. Her ikisinin arkasında da göz vardır . Ancak, “objektifin odak uzunluğu da perspektifin biçimlenmesinde etkindir. Kısa odak uzunlukları konuları birbirinden uzaklaştırarak derinlik duygusunu pekiştirir. Uzun odaklı objektiflerde yakındaki ve uzaktaki konular birbirine yakınlaşarak derinliği azaltır. Diyafram açıklığı da fotoğraftaki derinliği etkileyen bir başka unsurdur. Kısık diyafram açıklığı, alan derinliğini arttıracağı için, göz konuyu derinlemesine izleyebilir. Açık diyaframlarda gözün gezineceği alan da daralacağı için fotoğraftaki derinlik azalacaktır.” (Tanju AKDENİZ) “Fotoğrafta hem sadeleştirme, hem de yoğunlaştırmada perspektiften önemli ölçüde yararlanılır.” (Sabit KALFAGİL) Resimsel malzemelerle kağıt, tuval vs. üzerinde elde edilen perspektif, duruşların belirlediği ölçüde, konu ve tarzlarla fotoğraf makinesiyle yapılan çekimlerde elde edilir. Tabi tercih edilen malzeme, objektifler de görüntü değişiminde etken olabiliyorlar. (Balıkgözü, genişacı vs.) Fotoğrafta da hava perspektifi geçerlidir. Yani bize yakın cisimlerin daha koyu, net olması, bizden uzakta olan biçimlerin daha soluk olması gibi. Sonuçta resimde kullanılan perspektif kuralları fotoğraf çekimleri için de geçerlidir. Resimde kullanılan perspektif kuralları fotoğraf çekimleri için de geçerlidir. Perspektifsel çalışmalardan örnekler; Giotto, Masaccio, Raphael, P.Ucello, P.d.Francesca, F. Brunelleschi, Alberti, J.V. Eyck, Bruegel, Dürer, N. Poussin, M.Hobbema, D. Velasquez, P.Rubens, J.M.W.Turner, P.Cezanne, V.Van Gogh, Paul Caponıgro (Fotoğraf), Sıeff (Fotoğraf)

DEVLET GÜZEL SANATLAR GALERİLERİ İLETİŞİM BİLGİLERİ

Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü

Kültür Bakanlığı, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'ne bağlı olarak görev yapan Devlet Güzel Sanatlar Galerileri Müdürlüklerinin kuruluş amacı;
1)Sanatçılarımıza sanat eserlerini sergileme kolaylığı sağlamak,
2)Yetenekli genç sanatçıları desteklemek,
3)Plastik sanatlar zevkini yaymak ve geliştirmek,
4)Plastik sanatlar alanında konferans, açıkoturum, film ve dia gösterileri düzenlemek,
5)Sanatseverlere ve sanatçılara dünya plastik sanatını ve eserlerini tanıtmaktır.
Devlet Güzel Sanatlar Galerileri Müdürlükleri, plastik sanatlar alanında öncelikle sanatsal yeterlikli sergiler, yan faaliyet olarak da konferans, açıkoturum, film ve dia gösterileri atölye ve kurs çalışmaları düzenleme yolu ile yaygın bir eğitim sağlayarak, halkımızın sanat zevk ve kültürünü geliştirmek, bu alanda çalışan usta ve genç sanatçılarımızla amatörlere sergileme ve çalışma olanağı yaratmak yönünde çalışmalar yaparlar.
Yurt düzeyinde çeşitli illerde yukarıdaki amaçlar doğrultusunda kurulmuş 49 Devlet Güzel Sanatlar Galerileri Müdürlüğü bulunmaktadır.Bu galeriler Ankara dışında, bulundukları illerin İl Kültür Müdürlüğüne bağlı olarak hizmetlerini sürdürmektedirler.Devlet galerilerinde sergi açabilmek için herhangi bir ücret ödenmez.Sanatçıların eserlerini satmaları serbesttir, satılan eserlerden komisyon da alınmaz.

Sanatsal yönden yeterli her sanatçı , sergisini açabilmek için Devlet Güzel Sanatlar Galerisine başvuruda bulunabilir.Bir Devlet Güzel Sanatlar Galerisinde sergi açabilmek için sanatçılarının başvurularını doğrudan o galerinin müdürlüğüne yapmaları gerekmektedir.

Devlet Güzel Sanatlar Galerileri Yönetmeliği uyarınca her galeri için her yıl, üyeleri yenilenen, bağımsız Seçici Kurullar oluşturulmakta ve bu Seçici Kurullar yıl içinde belirli aralıklarla toplanarak sanatçıların sergi açma taleplerini değerlendirip, sergilerin sanatsal yönden galeri salonlarında açılıp, açılamayacağına karar vermektedirler.Sanatsal yönden seçici kurulun olumlu görüşünü alan sanatçıya, galeri müdürlüğünce, programı dahilinde salon tahsisi yapılır.
Bu sanat kuruluşlarımızın büyük bir bölümünde,01 Eylül - 30 Haziran tarihleri arasında plastik sanatlar alanında kurslar düzenlendiği gibi, Güzel Sanatlar Fakültelerine hazırlık kursları da verilmektedir.Devlet Güzel Sanatlar Galerileri, 01 Temmuz - 30 Ağustos tarihleri arasında kapalı olup, yılın diğer aylarını kapsayan sergi sezonunda ise, Pazartesi günleri dışında her gün mesai saatleri içinde izleyicilere açıktır.


Ankara Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü

Adres: Necatibey Cad. No.55 ANKARA
Müdür: Necdet Can
Tel: (0 312) 232 19 45

Ekim-Haziran Sergi Dönemi içerisinde Resim Kursları verilmektedir.

Ankara Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Ankara Resim ve Heykel Müzesi Opera / ANKARA
Müdür: Mükerrem Baydar
Tel: (0 312) 312 20 94 - 311 82 64

Galeri bünyesinde 2 sergi salonu mevcut olup, yıllık 40 sergi kapasitesine sahiptir.Ekim-Haziran Sergi Dönemi içerisinde Resim Kursları verilmektedir.

Adana Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Hacı Ömer Sabancı Kültür Sitesi ADANA
Müdür: Berrin Usta
Tel: (0 322) 352 46 74

Galerinin demirbaşına kayıtlı 59 adet plastik sanat eseri bulunmaktadır.

Afyon Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Özel İdare İşhanı Kat:1 AFYON
Müdür: Cengiz Bozkurt
Tel: (0 272) 214 20 28

Amasya Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Hatuniye Mah. Hazeranler Konağı 05100 AMASYA
Müdür: Hürrem Özerdem
Tel: (0 358) 218 18 69 - 218 70 69

Galerinin demirbaşına kayıtlı 35 adet plastik sanat eseri bulunmaktadır.Ekim-Haziran Sergi Dönemi içerisinde Resim Hazırlık Kursları verilmektedir.

Antalya Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Cumhuriyet Cad. No:55 ANTALYA
Müdür: Nuri Sezen
Tel: (0 242) 248 70 76

Galerinin demirbaşına kayıtlı 60 adet plastik sanat eseri bulunmaktadır.

Aydın Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Adnan Menderes Bulvarı Kurtuluş Mah. 1. Sok. No:1 AYDIN
Müdür: Hacı Çakmak
Tel: (0 256) 225 26 66

Ekim-Haziran Sergi Dönemi içerisinde Resim Kursları verilmektedir.

Balıkesir Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Anafartalar Cad. Kuva-i Milliye Müzesi Saat Kulesi Yanı BALIKESİR
Müdür: Faden Suzan Kudsioğlu
Tel: (0 266) 241 73 03

Galerinin demirbaşına kayıtlı 22 adet plastik sanat eseri bulunmaktadır.Ekim-Haziran Sergi Dönemi içerisinde Resim Kursları verilmektedir.

Bilecik Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Vilayet Binası BİLECİK
Müdür: Emine Özgen
Tel: (0 228) 212 10 06

Bolu Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Stadyum Cad. Kültür Merkezi BOLU
Müdür: M. Sezai Aydın
Tel: (0 374) 215 11 37

Galerinin demirbaşına kayıtlı 102 adet plastik sanat eseri bulunmaktadır.
Burdur Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Cumhuriyet Meydanı Kat:1 BURDUR
Müdür: Zafer Öztürk
Tel: (0 248) 233 52 78

Ekim-Haziran Sergi Dönemi içerisinde Resim Kursları verilmektedir.

Bursa Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Atatürk Cad. A.V.P. Tiyatrosu Bitişiği Heykel BURSA
Müdür: Satı Aykaş
Tel: (0 224) 223 26 59

Galerinin demirbaşına kayıtlı 29 adet plastik sanat eseri bulunmaktadır.

Çanakkale Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Kayserili Ahmet Cad. (Madam Kety'nin Evi) ÇANAKKALE
Müdür: Sevim Ateş
Tel: (0 286) 217 61 61

Galerinin demirbaşına kayıtlı 29 adet plastik sanat eseri bulunmaktadır.Ekim-Haziran Sergi Dönemi içerisinde Resim-Seramik Kursları verilmektedir.

Çankırı Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: 100. Yıl Kültür Merkezi ÇANKIRI
Müdür: İsmail Çaylak
Tel: (0 376) 210 30 26

Galerinin demirbaşına kayıtlı 32 adet plastik sanat eseri bulunmaktadır.Ekim-Haziran Sergi Dönemi içerisinde Resim Kursları verilmektedir.

Çorum Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: 70. Yıl Cumhuriyet Kültür Sitesi No:95 ÇORUM
Müdür: Ömer Yabacıoğlu
Tel: (0 364) 213 70 38

Galerinin demirbaşına kayıtlı 58 adet plastik sanat eseri bulunmaktadır.Ekim-Haziran Sergi Dönemi içerisinde Resim Kursları verilmektedir.

Denizli Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: İstiklal Cad. İl Halk Kütüphanesi DENİZLİ
Müdür: Celal Günaydın
Tel: (0 258) 262 43 23

Galerinin demirbaşına kayıtlı 15 adet plastik sanat eseri bulunmaktadır.Ekim-Haziran Sergi Dönemi içerisinde Resim Kursları verilmektedir.

Diyarbakır Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Gazi Caddesi Dağkapı Burcu DİYARBAKIR
Müdür: Adem Yıldız
Tel: (0 412) 228 05 23

Edirne Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Deveci Han Kültür Merkezi Vilayet Yanı EDİRNE
Müdür: Nadir Adlı
Tel: (0 284) 225 20 39

Galerinin demirbaşına kayıtlı 13 adet plastik sanat eseri bulunmaktadır.

Elazığ Devlet Güzel Sanatlar Galerisi
Adres: İstasyon Caddesi Tiyatro Binası Yanı No:37
ELAZIĞ
Müdür: Hıdır Aytekin
Tel: (0424) 223 14 94

Galerinin demirbaşına kayıtlı 13 adet plastik sanat eseri bulunmaktadır.

Eskişehir Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Porsuk Bulvarı, Köprübaşı ESKİŞEHİR
Müdür: Gülşen Akın
Tel: (0 222) 230 13 78

Galerinin demirbaşına kayıtlı 69 adet plastik sanat eseri bulunmaktadır.Ekim-Haziran Sergi Dönemi içerisinde
Resim-Fotoğraf-Seramik-Hazırlık Kursları verilmektedir.

Gaziantep Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Atatürk Bulvarı No: 121 GAZİANTEP
Müdür: Şenel Tercan
Tel: (0 342) 231 82 52

Ekim-Haziran Sergi Dönemi içerisinde Resim Kursları verilmektedir.

Hakkari Devlet Güzel Sanatlar Galerisi
Adres: Bulak Mahallesi No:1 HAKKARİ
Müdür: Dilek Abiş
Tel: (0438) 221 06 51

Isparta Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: 75. Yıl Gülistan Halk Kütüphanesi Kat: 1-2 ISPARTA
Müdür: Fehmi Taktak
Tel: (0 246) 228 46 94

Ekim-Haziran Sergi Dönemi içerisinde Resim-Desen Kursları verilmektedir.
İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: İstiklal Cad. No:209/49 BEYOĞLU/İSTANBUL
Müdür: Ayla Yılmaz
Tel: (0 212) 243 30 53

Ekim-Haziran Sergi Dönemi içerisinde Resim-Hazırlık Kursları verilmektedir.

Kahramanmaraş Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Sabancı Kültür Merkezi Atatürk Parkı İçi
KAHRAMANMARAŞ
Müdür: Ahmet Büyükçapar
Tel: (0 344) 235 15 07

Kars Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Gazi Ahmet Muhtarpaşa Caddesi KARS
Müdür V.: Taner Tuğrul
Tel: (0 474) 212 17 05
Kastamonu Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Rıfat Ilgaz Kültür Sitesi Kat: 1 KASTAMONU
Müdür: Zeref Can Tatlıcan
Tel: (0 366) 214 32 33

Galerinin demirbaşına kayıtlı 30 adet plastik sanat eseri bulunmaktadır.

Kayseri Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: İmamzade Raşit Ağa Konağı KAYSERİ
Müdür: Nejdet Gencer
Tel: (0 352) 222 04 56

Galerinin demirbaşına kayıtlı 45 adet plastik sanat eseri bulunmaktadır.
Kırşehir Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Kültür Merkezi KIRŞEHİR
Müdür V: N. Temel Çiloğlu
Tel: (0 386) 213 13 40
Kocaeli Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Kozluk Mahallesi Dut Sokağı No:1 Eski Vali Konağı KOCAELİ
Müdür: Nejdat Toker
Tel: (0 262) 321 19 60

Ekim-Haziran Sergi Dönemi içerisinde Resim-Desen-Hazırlık Kursları verilmektedir.

Konya Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Mevlana Alanı No:67
Karatay / KONYA
Müdür: Nilüfer Soylu
Tel: (0 332) 352 09 29

Galerinin demirbaşına kayıtlı 35 adet plastik sanat eseri bulunmaktadır.
Kütahya Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Kültür Merkezi Menderes İşhanı
KÜTAHYA
Müdür: Yaşar Ataseven
Tel: (0 274) 220 68 40

Galerinin demirbaşına kayıtlı 2 adet plastik sanat eseri bulunmaktadır.Ekim-Haziran Sergi Dönemi içerisinde Resim Kursları verilmektedir.

Malatya Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: İnönü Mah. İstasyon Virajı No: 35 MALATYA
Müdür: Batuhan Bozkurt
Tel: (0 422) 212 46 51

Mersin Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Atatürk Parkı İçi MERSİN
Müdür: Servet Türüce
Tel: (0 324) 231 56 21

Galerinin demirbaşına kayıtlı 31 adet plastik sanat eseri bulunmaktadır.Ekim-Haziran Sergi Dönemi içerisinde Resim-Desen Kursları verilmektedir.
Muğla Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: İl Kültür Müdürlüğü MUĞLA
Müdür V.: Mevhibe Güven
Tel: (0 252) 214 95 94

Nevşehir Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: 350 Evler Mah. Türbe C Blok No: 18 NEVŞEHİR
Müdür: İsmail Başer
Tel: (0 384) 213 17 26

Galerinin demirbaşına kayıtlı 24 adet plastik sanat eseri bulunmaktadır.Ekim-Haziran Sergi Dönemi içerisinde Resim-Seramik Kursları verilmektedir.

Ordu Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: 1 Nolu Hükümet Konağı Zemin Kat ORDU
Müdür: Nihal Durmaz
Tel: (0 452) 225 63 96

Galerinin demirbaşına kayıtlı 67 adet plastik sanat eseri bulunmaktadır.

Rize Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Valilik Binası A Blok Kat: 5 RİZE
Müdür: İsmet Sivrikaya
Tel: (0 464) 213 06 34

Sakarya Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Cumhuriyet Mah. Dr. Kamil Sokak No: 42 SAKARYA
Müdür V.: Yaşar Şahin
Tel: (0 264) 277 27 70
Samsun Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Atatürk Kültür Merkezi SAMSUN
Müdür: Ömer Pamuk
Tel: (0 362) 432 29 33

Galerinin demirbaşına kayıtlı 35 adet plastik sanat eseri bulunmaktadır.
Sinop Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Yenimahalle Okulak Sok. No:4 SİNOP
Müdür: Nurettin Çolak
Tel: (0 368) 261 67 62
Sivas Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Atatürk Kültür Merkezi SİVAS
Müdür V.: Aliye Eskici
Tel: (0 346) 221 51 88

Galerinin demirbaşına kayıtlı 5 adet plastik sanat eseri bulunmaktadır.Ekim-Haziran Sergi Dönemi içerisinde Fotoğraf-Kumaş boyama Kursları verilmektedir.
Şanlıurfa Devlet Resim Heykel Müzesi ve Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Divanyolu Cad. PTT Bitişiği ŞANLIURFA
Galeri Müdür V.: Nevin Güllüoğlu
Tel: (0 414) 215 51 26

Galerinin demirbaşına kayıtlı 44 adet plastik sanat eseri bulunmaktadır.Ekim-Haziran Sergi Dönemi içerisinde Resim-Fotoğraf-Seramik-El Sanatları Kursları verilmektedir.
Tekirdağ Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Ertuğrul Mah. Barbaros Cad. Sarıköşk No:5 TEKİRDAĞ
Müdür: Melahat Ayvaz
Tel: (0 282) 262 43 64

Ekim-Haziran Sergi Dönemi içerisinde Resim Kursları verilmektedir.

Trabzon Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Eski Valilik Binası Ortahisar / TRABZON
Müdür: Mustafa Sezgin
Tel: (0 462) 321 57 61

Galerinin demirbaşına kayıtlı 71 adet plastik sanat eseri bulunmaktadır.

Van Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Atatürk Kültür Merkezi VAN
Müdür: Maşuk Canbey
Tel: (0 432) 216 36 46

Yozgat Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Menderes Mah. Kül Sokak No:1 YOZGAT
Müdür: Mustafa Erdoğan
Tel: (0 354) 212 68 22

Zonguldak Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Müdürlüğü
Adres: Gazipaşa Cad. ZONGULDAK
Müdür: İkbal Coşkun
Tel: (0 372) 253 08 00

SANAT ÖĞRENCİSİ NEYİ ÖĞRENMELİDİR?

Sanat öğrencisi neyi öğrenmelidir?*


Öğreneceklerinden önce onlara öğretecek kişilerin ne gibi birikimlere sahip olması gerekiyor?*

"Gerçek ressamın tarihi bilmemesi düşünülebilir mi? Coğrafyaya, geometriye ve perspektife gereksinimi yok mudur? Ressam, nedenlerini ve etkilerini bilmediği şeyleri tam olarak betimleyebildiğinden emin olabilir mi? Bize tutkuları öğreten etik üzerine biraz olsun bir şeyler bilmeden, ruhun bu bağlamdaki devinimlerine ilişkin görsel imgeleri nasıl resmedebilir? Ressam, orantıları ve anatomiyi inceleyerek insanın dış görünüşünü öğrenirken, insanın ruhuna inebilmek zorundadır. Fizyonominin kuralları üzerine bir şeyler öğrenmeden, karakterlerini nasıl canlandırabilir? Eğer ressamın gereksindiği bütün bilgilerin dökümünü yapmaya kalkışsaydık, bu listeyi asla bitiremezdik."

---------------------
* Fransız ressam Antoine Coypel'in Paris'te, Kraliyet Resim ve Heykel Akademisi'ne sunulan ve 1721 yılında basılan yazısı

25 Ocak 2009 Pazar

TÜRKİYE'DE SANAT AKIMLARI

TÜRKİYE DE SANAT AKIMLARI-DÖNEMLER VE RESSAMLAR



Türk Primitif Ressamları


Primitif diye adlandırılan Türk ressamları, Model olarak ele aldıkları fotoğrafı farklı bir gerçeklik boyutuyla tekrar yapmışlardır. Fotoğraf tekniği Türkiye'ye ilk defa 1840'lı yıllarda girmiştir. İstanbul daki fotoğraf atölyelerine yabancılar ve azınlıklardan başka, Osmanlı sarayı da ilgi göstermiştir. Resimlerini İstanbul'un ilk ünlü fotoğrafçıları olan Abdullah biraderlerin çektikleri fotoğraflarından yararlanarak yaptıkları sanılan 19, yüzyıl Türk ressamları genellikle Primitifler diye anılır.

İstanbul Resim ve Heykel Müzesinin ilk salonunda yer alan bu sanatçılar asker ya da sivil okul mezunudurlar. Hüseyin Giritli, Hilmi Kasımpaşalı, Salih Molla, Fahri Kaptan, Ahmed Bedri, Ahmet Şekur, Necip Selahattin, Aşki, Munip, Ahmet Ziya Sam, ibraihm, Mustafa, Şefik,Şefki, Osman Nuri. Konular: Yıldız sarayı ve camii, Kağıthane, Ihlamur Köşkleri, Havuzlu bahçeler, Fıskiyeler, Fenerli yollar, Ziyafet sofraları, İstanbul'dan görünümler, Anadolu görünümleri

1979 Başında "Türk Primitifler Sergisi" bir İstanbul galerisinde açılmıştır

Hüseyin Giritli

Hilmi Kasımpaşalı

Salih Molla

Fahri Kaptan

Ahmed Bedri

Ahmet Şekur



BATILILAŞMA DÖNEMİ ( Asker Ressamlar )

Türkiye'de geleneksel resim sanatının minyatür sınırları içinde gelişmiştir. bu gelişme batıdan gelen teknik ve biçim etkilerinin yoğunlaşmasına paralel bir olgu şeklinde devam etmiştir. İlk kez 1793 yılından itibaren doğa gözlemine bağlı bir resim dersi Osmanlı imparatorluğu mühendishanesinde yer aldı. 1835'ten itibaren yetenekli gençler Avrupa'ya yeteneklerini geliştirmek için gönderilmeye başlanmıştır. 1875 yılından itibaren resim dersi özellikle askeri liselerde gelişmişti. Batılı anlamda resmin, yalnız asker aydınlarımız arasında yayıldığını görüyoruz. Halil Paşa, Şeker Ahmet Paşa, Tevfik Paşa, Hasan Rıza, Hüseyin Zekai Paşa, Sevili Ahmet Emin, Hüsnü Yusuf, Osman Nuri Paşa, Süleyman Seyyid Bey gibi ressamlar Mühendishane ve Harp okulu gibi kurumlarda eğitim gören sanatçılardır. Halil Paşa Paris'te ( Paris Güzel Sanatlar Akademisi ) 8 yıl kalıp izlenimcileri izlemiştir. Halil paşa; portreci ve usta bir desencidir. İstanbul manzaraları ve Anadolu sahilindeki evleri resmetmiştir. Gene Harbiyeden Tevfik paşa ise İstanbul'un servilerini, sokakları, camileri, sebilleri ve türbelerin mistik havasını yansıtmıştır. Ressam Hayri ise usta bir suluboya ressamıdır. Hasan Rıza çok figürlü kompozisyonlar yapmıştır. Miralay Süleyman Seyyid Bey ilk ölü doğa resmini (Natürmort) ülkemizde sevdiren ünlü ressamlarımızdandır.

Asker ressamlarımızdan biri olan Hüseyin Zekai Paşa'nın (1859-1919) doğacı bir gözlemi ve kendine özgü romantik bir anlatım tarzı vardır. Mimarlıkla ilgili betimlemelere yönelmiş, Avrupa'ya gitmemiştir. Sanayii Nefise Mektebi'nin kurulması ile birlikte asker ressamlarımız yavaş yavaş yerlerini bu okuldan mezun olanlara bırakmıştır.

Halil Paşa

Şeker Ahmet Paşa

Tevfik Paşa

Hasan Rıza

Hüseyin Zekai Paşa




GERÇEKÇİ DÖNEM


Şeker Ahmet Paşa Paris'te uzun zaman kalmış Gerome Boulanger'in atölyelerinde çalışmış, Courbe Realizminden etkilenmiştir. Gerek ölü doğa resimlerinde, gerek peyzajlarında, gözlemlerini çok duyarlı yansıtmıştır. İstanbul'da ilk kişisel Resim sergisi açan sanatçı Şeker Ahmet Paşa'dır. Sanayii Nefise Mektebi ( Güzel Sanatlar Akademisi ) 'nin kurucusu Osman Hamdi bey Paris'te 15 yıl kalarak Hukuk ve Güzel Sanatlar Okuluna devam etmiştir. resimlerinde Osmanlı toplumsal hayatını betimlemiştir. Yabancı müzelerden kopyalar yapmıştır. Figürlü düzenlemeler ve portrelere yönelmiştir. Oryantalizm modasının Ülkedeki tek Türk temsilcisidir. Hoca Ali Rıza Bey asker ressamların en ünlülerinden biridir. Hüseyin Zekai Paşa manzara resmi ve mimarlıkla ilgili betimlemelere yönelmiştir. Sanayii Nefise Mektebinin kurulmasından sonra modern Türk resminin ikinci büyük dönemi başlamıştır. Bu okuldan mezun olup; Avrupa'ya giden sanatçılar Fransız Empresyonizminin etkisiyle yurda dönmüşlerdir. Sanayii Nefise Mektebi resim atölyelerinde yapılan çalışmalar, Türkiye'de resim eğitiminin akademik bir disipline sokulması yönünden bir aşamadır. Halil Paşa, Sami Yetik, Ruhi Arel,Avni Lifij, Namık İsmail, Şevket Dağ, İbrahim Çallı, Mihri Müşfik, Hikmet Onat, Feyhaman Duran, Nazmi Ziya Güran gibi ünlü sanatçılar akademide ders vermişlerdir. Mihri Müşfik; İnas Sanayii Nefise mektebinin müdireliğini yapmış. ilk kez çıplak kadın modelin kız atölyesine girmesini sağlamıştır. Bir müddet italya'da yaşayan sanatçı, Cumhuriyetin ilanından sonra yurda dönmüş, daha sonra New York'ta sergi açmış ve orada yaşamıştır. 1923'lerde gerçekleştirdiği Pelerinli Atatürk adlı tablosu Yugoslavya'ya armağan edilmiştir. Kız Sanayii Nefise Mektebinin ilk mezunları olan Güzin Duran,Nazlı Ecevit tanınmış sanatçılardır.Kız ve Erkek Sanayii Nefise Okulları Cumhuriyetin ilanından sonra birleştirilebilmiştir. Müfide Kadri, çok genç yaşta ölen bir Türk ressamıdır.


Şeker Ahmet Paşa

Hoca Ali Rıza bey

Hüseyin Zekai Paşa

Halil Paşa

Sami Yetik

Ruhi Arel

Avni Lifij

Namık İsmail

Şevket Dağ

İbrahim Çallı

Mihri Müşfik

Hikmet Onat

Feyhaman Duran

Nazmi Ziya Güran

Güzin Duran

Nazlı Ecevit






ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK RESMİ

Atatürk’ün düşünceleri doğrultusunda, Cumhuriyet’in ilanı ile başlayan yeni kültür dönemi, çağdaşlaşma sürecinde, güzel sanatları kültür düzeyinin bir göstergesi ve ulusal kültürü oluşturan temel unsurlar olarak belirlediği için, yenileşme düşüncesinin resim sanatındaki yansıması da hızlı bir biçimde olmuştur. 1923’te her alanda yetiştirilmek üzere, Avrupa’ya uzmanlık eğitimi için gönderilen 25 kişiden beşinin, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi mezunlarından seçildiği görülüyor. Akademi mezunlarının sonraki yıllarda da devlet bursu ile Avrupa sanat merkezlerine gönderilmeleri sürmüştür. Evrensel düzeyde sanatçının yetiştirilmesini kültürel gelişmede en önemli etkenlerden biri olarak değerlendiren yönetici elitler, yetişen sanatçıların yarattığı ürünlerle, toplumun düşünsel ve estetik gereksinimlerinin karşılanabileceği görüşündeydiler. Atatürk ve yönetici kadrosu, kurumlararası bütünleştirici bir araç olarak sanatı Türkiye Cumhuriyeti’nin her alanda imajı olarak kullanmış ve devletin sanatı desteklemesi bir görev olarak benimsenmiştir. Bu yaklaşımları ve ideallerinin sanata ve sanatçılara yansıması ise kaçınılmaz olmuştur. Çağdaşlaşma isteği ve ulusal duygularla, Atatürk devrimlerinin önem ve değerini halka kavratmak üzere çalışmalara başlayan sanatçılar, ulusal Kurtuluş Savaşı’nı ve kazanılan zaferleri yapıtlarında destansı yorumlarla dile getirmişlerdir. Devlet, her yıl düzenli olarak Ankara’da ve İstanbul’da sürdürülen GSB’nin “Galatasaray Sergileri” yanında, kültürel değişme ve sanatsal gelişmelere ait programlarla, sanatçıları desteklemiştir.

Paris’e giden ilk gruptaki öğrenciler, Şeref Akdik (1898-1972), Cevat Dereli (1900- 1989), Muhittin Sebati (1901-1935), Refik Epikman (1902-1974) ve Mahmut Cuda (1904-1988)’dır. Yine, Türk Ocağı tarafından 1923’de Zeki Kocamemi (1900-1959) ve aynı yıl Akademiden ayrılan ve kendi olanaklarıyla olmak üzere Ali Çelebi (1904- 1993) Münih’e gitmişlerdir. Bunlar ile birlikte tüm öğrenciler 1927-1928 yıllarında Türkiye’ye dönmüşlerdir.

Bu sanatçılardan Refik Epikman, Cevat Dereli ve Mahmut Cuda GSA’da görevlendirilmişlerdir.

Şeref Akdik

Cevat Dereli

Muhittin Sebati

Refik Ekipman

Mahmut Cuda

Zeki Kocamemi

Ali Çelebi





Kübist ve Ekspresyonist Sanat Eğilimleri (1928-1960)

Yüzyıl başında Avrupa’da modern sanat akımları fovizm, ekspresyonizm 1905’te, kübizm 1907’de, kübizmden temellenen soyut sanat akımları 1909-1918 yılları arasında başlamış, 1925’e kadar da gelişmelerini tamamlayarak usta sanatçılarını belirlemişlerdi. Paris’te uzmanlık eğitimi gören Türk sanatçıları ise, akademik natüralist teknikte yetkinleşme çabası içinde olmuşlardır.

Diğer yandan, Kocamemi ve Çelebi, Münih’te kübizmin tanınmış temsilcilerinden ve aynı zamanda ekspresyonizmin usta sanatçılarından Hans Hofmann (1880- 1960)’ın özel akademisinde çalışmışlardır. Her iki sanatçı, Münih dönüşü, Avrupa modern sanat akımları kübizm ve ekspresyonizm ile kübizme dayalı, konstrüktif (inşacı) anlayışı Türk resmine getirmiş, yeni ve modern bir dönemi başlatmışlardır.

Zeki Kocamemi ve Ali Çelebi modern sanat eğilimindeki çalışmalarıyla ilk yıllarda, Akademi çevresinde ve sanat ortamında yadırganmışlardı. Ancak 1930’larda Refik Epikman, Muhittin Sebati ve Cemal Tollu ile 1924’te Avrupa bursu ile Paris’e gönderilen, Cumhuriyet ilk kuşak sanatçıları içinde tek kadın sanatçı olan Hale Asaf (1902-1938) yanında birçok ressam Kocamemi ve Çelebi’den etkilenmiş ve kübist eğilimde araştırmalara başlamışlardır.

Zeki Kocamemi

Ali Çelebi

Muhittin Sebati

Refik Ekipman

Cemal Tollu

Hale Asaf




MÜSTAKİL RESSAM VE HEYKELTIRAŞLAR BİRLİĞİ (M.R.H.B.)

Zeki Kocamemi

Ali Çelebi

Muhittin Sebati

Refik Ekipman

Hale Asaf

Şeref Akdik

Elif Naci

Cevat Dereli




ONLAR GURUBU-1946

Türk resminde ”Yeniler Grubu”nun etkisiyle geleneksel halk kültürü kaynaklarına gitmek düşüncesinden sonra, Türk resminde fovist anlayıştaki yapıtlarıyla tanınan Bedri Rahmi Eyüboğlu, renk coşkusu yanında, geleneksel halk nakış sanatı öğelerine olan ilgisini ve sevgisini atölyesinde öğrenim gören öğrencilerine de aşılayabilmişti. Sanat eğitimcisi olarak, Çallı’yı anımsatan bir etkiye sahip olan Eyüboğlu, öğrencilerini geleneksel halk sanatı konusuna yönlendirirken, batı resim sanatının estetik değerlerini öğrenmeden, geleneksel sanat biçimlerinin çağdaş yorumlarına ulaşılmasının olanaklı olmadığı konusunda onları bilgilendirmekteydi. Sanatçının atölyesinde altı yıl öğrenim gören on öğrencisi, onun öğretileri ve batı-doğu sentezi görüşü doğrultusunda çalışmak amacıyla “Onlar Grubu”nu kurdular (1946). İlk sergilerinde, konuları işleyişlerindeki özgürlük ile sanat ortamına yenilik getiren tek toplu hareket olarak değerlendirildiler. Grup içinde Turan Erol, Orhan Peker, Fikret Otyam, Leyla Gamsız, Adnan Varınca, Osman Oral, Mehmet Pesen, Mustafa Esirkuş gibi çağdaş Türk resminin tanınmış birçok sanatçısı bulunmaktaydı.

“Onlar Grubu” sanatçılarının geliştirdiği ve biçemlerini belirleyen renkçi-lekeci eğilimin usta sanatçıları, 1960’larda yoğunlaşan yöresellik düşüncesine katılmışlardır. Sanatçılardan Turan Erol, 1950 ortalarında kübizm etkili figür soyutlamalarından sonra, Anadolu bozkırının lekesel anlatımındaki özgün yorumlarını, kendine özgü, spontan renk benekleri ve yumuşak doğasal çizgileriyle lirik yapıda ortaya koymuştur. Orhan Peker, hayvan figür soyutlamalarıyla gerçekleştirdiği renkçi-lekeci eğilimini, içerikle bütünleştirerek yorumladı. Fikret Otyam, Güneydoğu Anadolu göçerlerini, öze yönelen bir yalınlık içinde ve sevecen bir yaklaşımla işledi. Osman Oral, Karadeniz yöresinden yaptığı görünülerle; Leyla Gamsız, figür soyutlamalarında ulaştığı yalınlaştırma kadar, deformasyona da yer vererek, renk ve leke öğesini dışavurumcu biçeminin temel nitelikleri olarak ortaya koyduğu resimleriyle dikkati çekti. Mehmet Pesen ve Mustafa Esirkuş, folklor etkinliklerini; grup dışından Avni Arbaş, deniz işçilerini, toplumsal yaşam konularını, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı konularını renkten çok leke öğesini öne çıkartarak resimledi.

Diğer yandan, 1950-1960 yılları arasında, yöresellik düşüncesinden uzak, yarı-soyut bir anlatımla, dışavurumcu anlayışını renkçi-lekeci yaklaşımıyla ortaya koyan İhsan Cemal Karaburçak (1898-1970), Türk resminde otodidaktik olarak yetişmiş az sayıdaki usta sanatçıdan biridir. Renk anlayışında moru ve kirli altın sarısını başarıyla uygulamıştır. Figür ve nesne soyutlamalarında, çizgisel anlatımını çağdaş bir yapıda ortaya koydu.

Bedri Rahmi Eyüboğlu

Turan Erol

Orhan Peker

Fikret Otyam

Leyla Gamsız




YENİLER GURUBU


GSA’da, Levy ile başlayan yeni eğitim süreci, 1940 yılından sonra, resim sanatında, yeni bir dönemin başlamasında etkili olmuş, o yıl açılan Yüksek Resim Bölümü’ne Nuri İyem (d.1915), Ferruh Başağa (d.1915), Turgut Atalay (d.1918), Selim Turan (1916-1994), Agop Arad (1914-1990), Avni Arbaş (1919), Mümtaz Yener (1918), Fethi Karakaş (1918-1979), Haşmet Akal (1918-1961) devam etmişlerdir. Bu atölyede çalışan öğrenciler, resim sanatının batı etkisinden kurtulması ve toplum sorunlarına eğilmesi için, toplumsal-gerçekçi anlayış çevresinde, ”Yeniler Grubu”nu oluşturdular (1941). Grup üyelerinden Abidin Dino, Türk resminin sağlam bir temele dayanmasının ancak, halk sınıfını ve halk gerçeğini doğrudan anlamakla olabileceğini vurguluyordu. Bu düşüncelerinden hareketle “Irgatlar” (1941-1943) adlı dizi resimlerini gerçekleştirmişti. 1951’de Paris’e yerleşen sanatçı, 1954-1962 yılları arasında “Mayıs Salonu Sergileri”ne katıldığı gibi, Paris’teki ilk kişisel sergisini de 1955’te açmıştır. Grubun kurucu üyelerinden İyem, Yener, Arbaş ve Karakaş başlangıçtaki eğilimlerini sürdürmeye devam etmişlerdir. İyem, Güneydoğu Anadolu kadınının, toplumsal-psikolojik yaşamını, kadının toplum içindeki yerini irdeleyerek, çoğu kadın portresi olan resimlerinde, simgesel ve gerçekçi anlatımların birlikteliğine yer vermiştir. Yener, çok figürlü kompozisyonlarında, her figürü düşünsel yönden, konunun içeriğine katkıda bulunacak biçimde, duygu ve düşünce yüklü olarak ifade etmeye çalışmıştır.


Nuri İyem

Ferruh Başağa

Agop Arad

Avni Abraş




D GURUBU RESSAMLARI

D Grubu

(Vikipedi, özgür ansiklopedi)

1933 yılında, beş ressam (Zeki Faik İzer, Nurullah Berk, Elif Naci, Cemal Tollu, Abidin Dino) ve bir heykeltraş (Zühtü Müridoğlu) tarafından kurulan sanatçı birliğidir.

Fikret Adil 1933 yılı Eylülünde Cihangir’deki Yavuz apartmanının beşinci katında ressam Zeki Faik İzer’in evinde beş ressam ve bir heykeltraşın toplanarak bir sanat topluluğu oluşturduklarından ve adını “D” Grubu koyduklarından bahseder. Zeki Faik İzer’den başka Nurullah Berk, Elif Naci, Cemal Tollu, Abidin Dino ve heykeltraş Zühtü Müridoğlu’ndan oluşan gruba “D” Grubu isminin verilmesinin nedeni Osmanlı Ressamlar Cemiyeti, Sanayii Nefise Birliği ve Müstakil Ressam ve Heykeltraşlar Birliği’nden sonra kurulan 4. birlik olması nedeniyle alfabenin 4. harfi olan D harfini isim olarak seçmesidir. Onlara göre Türkiye’deki resim ve heykel anlayışı en azından elli yıllık bir gecikme gösteriyordu ve empresyonist eğilimleri reddeden grup kübist ve konstrüktivist akımlardan yola çıkarak sağlam bir desen ve inşa temeline oturtulmuş bir sanatsal anlayışı ilke edinmişti. Böylece yalnız desenlerden oluşan ilk sergisini 3 Ekim 1933’de Beyoğlu’nda Narmanlı hanının altındaki Mimoza şapka mağazasında açtı. Adı geçen beş sanatçıyla açılan bu ilk sergiden sonra 1934 yılında Turgut Zaim ve Bedri Rahmi Eyüboğlu, 1935 yılındaki 7. “D” Grubu sergisinde Halil Dikmen, Eşref Üren, Eren Eyüboğlu, Arif Kaptan ve Salih Urallı 1941 yılındaki 9.Sergide ise Hakkı Anlı, Sabri Berkel, Fahrunnisa Zeid ve heykeltraş Nusret Suman gruba katılmış böylece gruptaki sanatçıların sayısı on altıya yükselmiştir.

Paris’te Kübist tavırla hareket eden, resim tekniğini yapısal temellerle sağlamlaştırmış olan Andre Lhote, Fernand Leger, Marchel Gromaire gibi sanatçıların özel atölyelerinde ders almış sanatçıların da içinde bulunduğu “D” Grubu müstakiller hareketine göre daha entellektüel seçkinci bir eğilim içinde olmuş, onlara göre daha sıkı bir dayanışma göstermişlerdir. Bu sebeple müstakillerden daha uzun süre varlığını sürdürmüş, yurt içi ve yurt dışı sergileriyle 1951 deki on altıncı sergiye kadar grup özelliğini korumuştur.

Tekniğinde de paletindeki rengi değişimle Türk sanatında önemli bir yere sahip olan “müstakiller”in etkinliğini sürdürdüğü bir dönemde yenilikçi anlayış D grubu ile varlığını pekiştirmiştir. Fikret Adil’le birlikte grubun sözcülüğünü üstlenen Nurullah Berk’in sonraki dönemlerde bir dergiye isim olarak seçtiği “yaşayan sanat” sloganını benimsemiş olmalarıyla da yeni eğilim ve anlayışa sahip sanat fikrini kendilerine ne denli ilke seçtiklerini anlamak mümkündür.

D Grubu

1930'lu Yıllar

1933 yılı, cumhuriyetin on yıllık bir olgunlaşma sürecini doldurduğu, toplumsal ve kültürel alandaki yenileşme ve modernleşme girişimlerinin giderek kurumlaşma aşamasına vardığı bir döneminde başlangıcıdır. Resim sanatına olan ilgi de eski dönemlere göre artmıştır. Yapılacak şey, bu ilginin gerektirdiği üstün düzeyli sanat yapıtlarının üretimini hızlandırmaktı. 1933'te, zamanın akademi müdürü Namık İsmail'in, Milli Eğitim Bakanlığı'na sunduğu raporda, bir kültür inkılabının gerekli olduğuna değinilmiş, sanat konusunda devletin desteği üzerinde durulmuş ve örgütlü bir çalışmanın, daha ileri aşamalara ulaşmakta etken olacağı vurgulanmıştı. Sanatçıları yeni bir grup kurmaya ve böylece sanatsal yönde örgütlenmeye iten nedenlerin başında, sanatı yaygınlaştırma isteği geliyordu.

Avrupa'daki eğitimlerini tamamlayarak yurda dönen ressamların 1930'lu yıllarda yapıtlarını sergileyebildikleri tek yer, Galatasaray Lisesi salonlarıydı. İstanbul'da Beyoğlu'nda, ancak küçük bir kesimin gezip görebildiği bu toplu sergi, sanatçıların gereksinimlerine yanıt veremiyordu. D Grubunun kurucularından Elif Naci, ressamların üç beş tuval getirip bıraktıkları ve başta Şevket Dağ olmak üzere birkaç ressamın çabasıyla düzenlenen Galatasaray sergilerinin o dönemde, işlek bir yerde bulunmasına rağmen kitlenin ilgisini çekmekten uzak olduğunu, sergiler hakkında yazılanların övgü dolu makaleler olmaktan öteye geçemediğini anılarında anlatır.

Neden D?

Grup; Osmanlı Ressamlar Cemiyeti, Sanayi Nefise Birliği (Güzel Sanatlar Birliği) ve Müstakil Ressam ve Heykeltraşlar Birliği nden sonra Türkiye'de kurulan dördüncü sanatçı birliğidir. Buradan yola çıkarak Nurullah Berk'in önerisiyle alfabemizin dördüncü harfini kendilerine isim olarak seçerler.

Sanatsal yönden temel çıkış noktaları; empresyonist eğilimleri reddetmek, kompozisyon u kübist ve konstrüktivist akımlardan esinlenen sağlam bir desen temeline oturtmaktır. Desenlerin, o zamana kadar sergi izleyicilerinin alışmadığı bir çeşniyi yansıtması, büyük bir gürültü kopmasına neden olur. Basında sanatçıların lehinde ve aleyhinde (daha çok aleyhinde) yazılar yazılır. Grubun adından ötürü, sanatçıları deli olarak tanımlayanlar bile olmuştur.

Mimoza Şapkacısında yapılan ilk sergide, önsözünü ve tanıtımını Peyami Safa'nın yazdığı bir broşür yayımlanır. Peyami Safa, o broşürde, grubu şöyle tanımlamaktaydı:

'D Grubu manga değil, ne sağa çark, ne sola. Ne de başçavuş. Kendi mihveri etrafında dönen altı kafa, altı çift göz ki, maddenin üstüne de bakıyor içine de bakıyor. Ve ölüde bile gizlenen anı arıyor. Yeni resim değil bu. Avrupalı ya da yerli resim değil: Resim.'

Grubun Genişlemesi, Sergiler

D Grubu, 1933 yılında, ilk sergilerini Beyoğlu'ndaki Narmanlı Yurdu'nun altındaki Mimoza adlı şapkacı dükkanında açmışlardır. 1950'lere kadar yurtiçi ve yurtdışı sergileriyle önemli bir varlık göstermişlerdir.

1934 yılında gruba Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Turgut Zaim katılır. Fakat Zaim daha sonra gruptan ayrılır.

1935 yılında, yedinci D Grubu sergisinde; Halil Dikmen, Eşref Üren, Eren Eyüboğlu, Arif Kaptan ve Salih Urallı'nın katılmasıyla grubun sanatçı sayısı onikiye yükselir.

1941'deki dokuzuncu sergide Hakkı Anlı, Sabri Berkel, Fahrünnisa Zeid ve heykeltraş Nusret Suman'ın katılmasıyla sayı onaltıya yükselir.

1944'teki onbirinci sergilerine Leopold Levy'de katılmıştır.

1947'de Müstakiller'den Zeki Kocamemi'de gruba katılır.

D Grubu sergilerinin önemli özelliklerinden biri; dönemin önemli şair ve yazarlarının, düşünürlerinin, bu sergiler nedeniyle konferans vermeleri, yazılar yazmalarıdır. Böylece grubun amaçlarını çevreye ulaştıracak etkinliklere geniş yer vermişlerdir.


Nurullah Berk

Abidin Dino

Zeki Faik İzer

Elif Naci


TÜRKİYE'DE SANAT AKIMLARI-DÖNEMLER VE RESSAMLAR

TÜRKİYE DE SANAT AKIMLARI-DÖNEMLER VE RESSAMLAR

Türk Primitif Ressamları

Primitif diye adlandırılan Türk ressamları, Model olarak ele aldıkları fotoğrafı farklı bir gerçeklik boyutuyla tekrar yapmışlardır. Fotoğraf tekniği Türkiye'ye ilk defa 1840'lı yıllarda girmiştir. İstanbul daki fotoğraf atölyelerine yabancılar ve azınlıklardan başka, Osmanlı sarayı da ilgi göstermiştir. Resimlerini İstanbul'un ilk ünlü fotoğrafçıları olan Abdullah biraderlerin çektikleri fotoğraflarından yararlanarak yaptıkları sanılan 19, yüzyıl Türk ressamları genellikle Primitifler diye anılır.

İstanbul Resim ve Heykel Müzesinin ilk salonunda yer alan bu sanatçılar asker ya da sivil okul mezunudurlar. Hüseyin Giritli, Hilmi Kasımpaşalı, Salih Molla, Fahri Kaptan, Ahmed Bedri, Ahmet Şekur, Necip Selahattin, Aşki, Munip, Ahmet Ziya Sam, ibraihm, Mustafa, Şefik,Şefki, Osman Nuri. Konular: Yıldız sarayı ve camii, Kağıthane, Ihlamur Köşkleri, Havuzlu bahçeler, Fıskiyeler, Fenerli yollar, Ziyafet sofraları,İstanbul'dan görünümler, Anadolu görünümleri

1979 Başında "Türk Primitifler Sergisi" bir İstanbul galerisinde açılmıştır

Hüseyin Giritli

Hilmi Kasımpaşalı

Salih Molla

Fahri Kaptan

Ahmed Bedri

Ahmet Şekur

BATILILAŞMA DÖNEMİ ( Asker Ressamlar )

Türkiye'de geleneksel resim sanatının minyatür sınırları içinde gelişmiştir. bu gelişme batıdan gelen teknik ve biçim etkilerinin yoğunlaşmasına paralel bir olgu şeklinde devam etmiştir. İlk kez 1793 yılından itibaren doğa gözlemine bağlı bir resim dersi Osmanlı imparatorluğu mühendishanesinde yer aldı. 1835'ten itibaren yetenekli gençler Avrupa'ya yeteneklerini geliştirmek için gönderilmeye başlanmıştır. 1875 yılından itibaren resim dersi özellikle askeri liselerde gelişmişti. Batılı anlamda resmin, yalnız asker aydınlarımız arasında yayıldığını görüyoruz. Halil Paşa,Şeker Ahmet Paşa,Tevfik Paşa,Hasan Rıza,Hüseyin Zekai Paşa,Sevili Ahmet Emin,Hüsnü Yusuf,Osman Nuri Paşa,Süleyman Seyyid Bey gibi ressamlar Mühendishane ve Harp okulu gibi kurumlarda eğitim gören sanatçılardır. Halil Paşa Paris'te ( Paris Güzel Sanatlar Akademisi ) 8 yıl kalıp izlenimcileri izlemiştir. Halil paşa; portreci ve usta bir desencidir. İstanbul manzaraları ve Anadolu sahilindeki evleri resmetmiştir. Gene Harbiyeden Tevfik paşa ise İstanbul'un servilerini, sokakları, camileri,sebilleri ve türbelerin mistik havasını yansıtmıştır.Ressam Hayri ise usta bir suluboya ressamıdır. Hasan Rıza çok figürlü kompozisyonlar yapmıştır.Miralay Süleyman Seyyid Bey ilk ölü doğa resmini (Natürmort) ülkemizde sevdiren ünlü ressamlarımızdandır.

Asker ressamlarımızdan biri olan Hüseyin Zekai Paşa'nın (1859-1919) doğacı bir gözlemi ve kendine özgü romantik bir anlatım tarzı vardır. Mimarlıkla ilgili betimlemelere yönelmiş, Avrupa'ya gitmemiştir. Sanayii Nefise Mektebi'nin kurulması ile birlikte asker ressamlarımız yavaş yavaş yerlerini bu okuldan mezun olanlara bırakmıştır.

Halil Paşa

Şeker Ahmet Paşa

Tevfik Paşa

Hasan Rıza

Hüseyin Zekai Paşa

GERÇEKÇİ DÖNEM

Şeker Ahmet Paşa Paris'te uzun zaman kalmış Gerome Boulanger'in atölyelerinde çalışmış, Courbe Realizminden etkilenmiştir. Gerek ölü doğa resimlerinde, gerek peyzajlarında, gözlemlerini çok duyarlı yansıtmıştır. İstanbul'da ilk kişisel Resim sergisi açan sanatçı Şeker Ahmet Paşa'dır. Sanayii Nefise Mektebi ( Güzel Sanatlar Akademisi ) 'nin kurucusu Osman Hamdi bey Paris'te 15 yıl kalarak Hukuk ve Güzel Sanatlar Okuluna devam etmiştir. resimlerinde Osmanlı toplumsal hayatını betimlemiştir. Yabancı müzelerden kopyalar yapmıştır. Figürlü düzenlemeler ve portrelere yönelmiştir. Oryantalizm modasının Ülkedeki tek Türk temsilcisidir. Hoca Ali Rıza Bey asker ressamların en ünlülerinden biridir. Hüseyin Zekai Paşa manzara resmi ve mimarlıkla ilgili betimlemelere yönelmiştir. Sanayii Nefise Mektebinin kurulmasından sonra modern Türk resminin ikinci büyük dönemi başlamıştır. Bu okuldan mezun olup; Avrupa'ya giden sanatçılar Fransız Empresyonizminin etkisiyle yurda dönmüşlerdir. Sanayii Nefise Mektebi resim atölyelerinde yapılan çalışmalar, Türkiye'de resim eğitiminin akademik bir disipline sokulması yönünden bir aşamadır. Halil Paşa,Sami Yetik,Ruhi Arel,Avni Lifij,Namık İsmail,Şevket Dağ,İbrahim Çallı,Mihri Müşfik,Hikmet Onat,Feyhaman Duran,Nazmi Ziya Güran gibi ünlü sanatçılar akademide ders vermişlerdir. Mihri Müşfik; İnas Sanayii Nefise mektebinin müdireliğini yapmış. ilk kez çıplak kadın modelin kız atölyesine girmesini sağlamıştır. Bir müddet italya'da yaşayan sanatçı, Cumhuriyetin ilanından sonra yurda dönmüş, daha sonra New York'ta sergi açmış ve orada yaşamıştır. 1923'lerde gerçekleştirdiği Pelerinli Atatürk adlı tablosu Yugoslavya'ya armağan edilmiştir. Kız Sanayii Nefise Mektebinin ilk mezunları olan Güzin Duran,Nazlı Ecevit tanınmış sanatçılardır.Kız ve Erkek Sanayii Nefise Okulları Cumhuriyetin ilanından sonra birleştirilebilmiştir. Müfide Kadri, çok genç yaşta ölen bir Türk ressamıdır.

Şeker Ahmet Paşa

Hoca Ali Rıza bey

Hüseyin Zekai Paşa

Halil Paşa

Sami Yetik

Ruhi Arel

Avni Lifij

Namık İsmail

Şevket Dağ

İbrahim Çallı

Mihri Müşfik

Hikmet Onat

Feyhaman Duran

Nazmi Ziya Güran

Güzin Duran

Nazlı Ecevit

ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK RESMİ

Atatürk’ün düşünceleri doğrultusunda, Cumhuriyet’in ilanı ile başlayan yeni kültür dönemi, çağdaşlaşma sürecinde, güzel sanatları kültür düzeyinin bir göstergesi ve ulusal kültürü oluşturan temel unsurlar olarak belirlediği için, yenileşme düşüncesinin resim sanatındaki yansıması da hızlı bir biçimde olmuştur. 1923’te her alanda yetiştirilmek üzere, Avrupa’ya uzmanlık eğitimi için gönderilen 25 kişiden beşinin, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi mezunlarından seçildiği görülüyor. Akademi mezunlarının sonraki yıllarda da devlet bursu ile Avrupa sanat merkezlerine gönderilmeleri sürmüştür. Evrensel düzeyde sanatçının yetiştirilmesini kültürel gelişmede en önemli etkenlerden biri olarak değerlendiren yönetici elitler, yetişen sanatçıların yarattığı ürünlerle, toplumun düşünsel ve estetik gereksinimlerinin karşılanabileceği görüşündeydiler. Atatürk ve yönetici kadrosu, kurumlararası bütünleştirici bir araç olarak sanatı Türkiye Cumhuriyeti’nin her alanda imajı olarak kullanmış ve devletin sanatı desteklemesi bir görev olarak benimsenmiştir. Bu yaklaşımları ve ideallerinin sanata ve sanatçılara yansıması ise kaçınılmaz olmuştur. Çağdaşlaşma isteği ve ulusal duygularla, Atatürk devrimlerinin önem ve değerini halka kavratmak üzere çalışmalara başlayan sanatçılar, ulusal Kurtuluş Savaşı’nı ve kazanılan zaferleri yapıtlarında destansı yorumlarla dile getirmişlerdir. Devlet, her yıl düzenli olarak Ankara’da ve İstanbul’da sürdürülen GSB’nin “Galatasaray Sergileri” yanında, kültürel değişme ve sanatsal gelişmelere ait programlarla, sanatçıları desteklemiştir.

Paris’e giden ilk gruptaki öğrenciler, Şeref Akdik (1898-1972), Cevat Dereli (1900- 1989), Muhittin Sebati (1901-1935), Refik Epikman (1902-1974) ve Mahmut Cuda (1904-1988)’dır. Yine, Türk Ocağı tarafından 1923’de Zeki Kocamemi (1900-1959) ve aynı yıl Akademiden ayrılan ve kendi olanaklarıyla olmak üzere Ali Çelebi (1904- 1993) Münih’e gitmişlerdir. Bunlar ile birlikte tüm öğrenciler 1927-1928 yıllarında Türkiye’ye dönmüşlerdir.

Bu sanatçılardan Refik Epikman, Cevat Dereli ve Mahmut Cuda GSA’da görevlendirilmişlerdir.

Şeref Akdik

Cevat Dereli

Muhittin Sebati

Refik Ekipman

Mahmut Cuda

Zeki Kocamemi

Ali Çelebi

Kübist ve Ekspresyonist Sanat Eğilimleri (1928-1960)

Yüzyıl başında Avrupa’da modern sanat akımları fovizm, ekspresyonizm 1905’te, kübizm 1907’de, kübizmden temellenen soyut sanat akımları 1909-1918 yılları arasında başlamış, 1925’e kadar da gelişmelerini tamamlayarak usta sanatçılarını belirlemişlerdi. Paris’te uzmanlık eğitimi gören Türk sanatçıları ise, akademik natüralist teknikte yetkinleşme çabası içinde olmuşlardır.

Diğer yandan, Kocamemi ve Çelebi, Münih’te kübizmin tanınmış temsilcilerinden ve aynı zamanda ekspresyonizmin usta sanatçılarından Hans Hofmann (1880- 1960)’ın özel akademisinde çalışmışlardır. Her iki sanatçı, Münih dönüşü, Avrupa modern sanat akımları kübizm ve ekspresyonizm ile kübizme dayalı, konstrüktif (inşacı) anlayışı Türk resmine getirmiş, yeni ve modern bir dönemi başlatmışlardır.

Zeki Kocamemi ve Ali Çelebi modern sanat eğilimindeki çalışmalarıyla ilk yıllarda, Akademi çevresinde ve sanat ortamında yadırganmışlardı. Ancak 1930’larda Refik Epikman, Muhittin Sebati ve Cemal Tollu ile 1924’te Avrupa bursu ile Paris’e gönderilen, Cumhuriyet ilk kuşak sanatçıları içinde tek kadın sanatçı olan Hale Asaf (1902-1938) yanında birçok ressam Kocamemi ve Çelebi’den etkilenmiş ve kübist eğilimde araştırmalara başlamışlardır.

Zeki Kocamemi

Ali Çelebi

Muhittin Sebati

Refik Ekipman

Cemal Tollu

Hale Asaf

MÜSTAKİL RESSAM VE HEYKELTIRAŞLAR BİRLİĞİ (M.R.H.B.)

Zeki Kocamemi

Ali Çelebi

Muhittin Sebati

Refik Ekipman

Hale Asaf

Şeref Akdik

Elif Naci

Cevat Dereli

ONLAR GURUBU-1946

Türk resminde ”Yeniler Grubu”nun etkisiyle geleneksel halk kültürü kaynaklarına gitmek düşüncesinden sonra, Türk resminde fovist anlayıştaki yapıtlarıyla tanınan Bedri Rahmi Eyüboğlu, renk coşkusu yanında, geleneksel halk nakış sanatı öğelerine olan ilgisini ve sevgisini atölyesinde öğrenim gören öğrencilerine de aşılayabilmişti. Sanat eğitimcisi olarak, Çallı’yı anımsatan bir etkiye sahip olan Eyüboğlu, öğrencilerini geleneksel halk sanatı konusuna yönlendirirken, batı resim sanatının estetik değerlerini öğrenmeden, geleneksel sanat biçimlerinin çağdaş yorumlarına ulaşılmasının olanaklı olmadığı konusunda onları bilgilendirmekteydi. Sanatçının atölyesinde altı yıl öğrenim gören on öğrencisi, onun öğretileri ve batı-doğu sentezi görüşü doğrultusunda çalışmak amacıyla “Onlar Grubu”nu kurdular (1946). İlk sergilerinde, konuları işleyişlerindeki özgürlük ile sanat ortamına yenilik getiren tek toplu hareket olarak değerlendirildiler. Grup içinde Turan Erol, Orhan Peker, Fikret Otyam, Leyla Gamsız, Adnan Varınca, Osman Oral, Mehmet Pesen, Mustafa Esirkuş gibi çağdaş Türk resminin tanınmış birçok sanatçısı bulunmaktaydı.

“Onlar Grubu” sanatçılarının geliştirdiği ve biçemlerini belirleyen renkçi-lekeci eğilimin usta sanatçıları, 1960’larda yoğunlaşan yöresellik düşüncesine katılmışlardır. Sanatçılardan Turan Erol, 1950 ortalarında kübizm etkili figür soyutlamalarından sonra, Anadolu bozkırının lekesel anlatımındaki özgün yorumlarını, kendine özgü, spontan renk benekleri ve yumuşak doğasal çizgileriyle lirik yapıda ortaya koymuştur. Orhan Peker, hayvan figür soyutlamalarıyla gerçekleştirdiği renkçi-lekeci eğilimini, içerikle bütünleştirerek yorumladı. Fikret Otyam, Güneydoğu Anadolu göçerlerini, öze yönelen bir yalınlık içinde ve sevecen bir yaklaşımla işledi. Osman Oral, Karadeniz yöresinden yaptığı görünülerle; Leyla Gamsız, figür soyutlamalarında ulaştığı yalınlaştırma kadar, deformasyona da yer vererek, renk ve leke öğesini dışavurumcu biçeminin temel nitelikleri olarak ortaya koyduğu resimleriyle dikkati çekti. Mehmet Pesen ve Mustafa Esirkuş, folklor etkinliklerini; grup dışından Avni Arbaş, deniz işçilerini, toplumsal yaşam konularını, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı konularını renkten çok leke öğesini öne çıkartarak resimledi.

Diğer yandan, 1950-1960 yılları arasında, yöresellik düşüncesinden uzak, yarı-soyut bir anlatımla, dışavurumcu anlayışını renkçi-lekeci yaklaşımıyla ortaya koyan İhsan Cemal Karaburçak (1898-1970), Türk resminde otodidaktik olarak yetişmiş az sayıdaki usta sanatçıdan biridir. Renk anlayışında moru ve kirli altın sarısını başarıyla uygulamıştır. Figür ve nesne soyutlamalarında, çizgisel anlatımını çağdaş bir yapıda ortaya koydu.

Bedri Rahmi Eyüboğlu

Turan Erol

Orhan Peker

Fikret Otyam

Leyla Gamsız

YENİLER GURUBU

GSA’da, Levy ile başlayan yeni eğitim süreci, 1940 yılından sonra, resim sanatında, yeni bir dönemin başlamasında etkili olmuş, o yıl açılan Yüksek Resim Bölümü’ne Nuri İyem (d.1915), Ferruh Başağa (d.1915), Turgut Atalay (d.1918), Selim Turan (1916-1994), Agop Arad (1914-1990), Avni Arbaş (1919), Mümtaz Yener (1918), Fethi Karakaş (1918-1979), Haşmet Akal (1918-1961) devam etmişlerdir. Bu atölyede çalışan öğrenciler, resim sanatının batı etkisinden kurtulması ve toplum sorunlarına eğilmesi için, toplumsal-gerçekçi anlayış çevresinde, ”Yeniler Grubu”nu oluşturdular (1941). Grup üyelerinden Abidin Dino, Türk resminin sağlam bir temele dayanmasının ancak, halk sınıfını ve halk gerçeğini doğrudan anlamakla olabileceğini vurguluyordu. Bu düşüncelerinden hareketle “Irgatlar” (1941-1943) adlı dizi resimlerini gerçekleştirmişti. 1951’de Paris’e yerleşen sanatçı, 1954-1962 yılları arasında “Mayıs Salonu Sergileri”ne katıldığı gibi, Paris’teki ilk kişisel sergisini de 1955’te açmıştır. Grubun kurucu üyelerinden İyem, Yener, Arbaş ve Karakaş başlangıçtaki eğilimlerini sürdürmeye devam etmişlerdir. İyem, Güneydoğu Anadolu kadınının, toplumsal-psikolojik yaşamını, kadının toplum içindeki yerini irdeleyerek, çoğu kadın portresi olan resimlerinde, simgesel ve gerçekçi anlatımların birlikteliğine yer vermiştir. Yener, çok figürlü kompozisyonlarında, her figürü düşünsel yönden, konunun içeriğine katkıda bulunacak biçimde, duygu ve düşünce yüklü olarak ifade etmeye çalışmıştır.

Nuri İyem

Ferruh Başağa

Agop Arad

Avni Abraş

D GURUBU

Nurullah Berk

Abidin Dino

Zeki Faik İzer

Elif Naci

müzikli-abstrak

NÜ LER

heykeller

Fotoğraflar White & black

Klasik dönem resimler