25 Ocak 2009 Pazar

DESEN ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ

ÇİZGİSEL RESİM ve SANATÇI ADAYLARI İÇİN ÖN NOTLAR
Nurşen GÖRŞEN* 13 Tem. 09


Resmin biçimsel tasarımı çizgilerin, biçimlerin, renklerin, tonların, doku özelliklerinin anlatımcı bir düzen içinde bir araya getirilmesiyle oluşur. Renklerin ve imgelerin bir araya getirilmesi içerik açısından betimsel ya da simgesel anlamlar taşıyabilir. Ama bir duyguyu, uyumu, gerilimi ya da mekân, hacim, hareket, ışık gibi görsel kavramlar yansıtmada, içerikten çok renk ve biçimin ilişkisi önem kazanır. Biçimsel tasarımı formun çizgileri oluşturur. Çizgi, içerdiği anlatım gücüyle resmin önemli öğelerinden biridir. Sanatın çizgi ile başladığını anarsak; henüz konuşma dilinin gelişmediği dönemlerde, ilkel insanın yaşama mücadelesi içinde mağara duvarlarına çizdiği şematik resimlerle kendini ifade ettiğini ve resmin insanla doğup geliştiğini görürüz. Bu nedenle sanat eğitiminde çizgi çok önemli ve temel öğedir. Göz nesneyi görürken el çizgiyi gerçekleştirir. Çocuklukta karalama dönemiyle başlayan hayal dünyası, çizgi yoluyla dışarı vurulurken büyüdükçe ve eğitildikçe dış dünya gerçekliği de önce çizgi ile ortaya konur. Nesneyi görme biçimi ve alışkanlığı geliştikçe temel elemanlara indirgenmeye başlanır. Örneğin iki figürün gözleri arasındaki bakışın çizgi oluşturması gibi. Çünkü çizgi, gözü kalınlık üzerinde değil, izlemiş olduğu yol üzerinde gezdirir. Resimde ince, kalın, düz, eğri, kesik, dalgalı, kırık çizgiler yineleme ya da karşıtlık duygusu uyandırmak amacıyla kullanılır. Çizgilerin arasındaki alanların değişik renk ve tonlarla boyanması ise hacim, ağırlık, mekân içindeki konum, doku gibi nitelikleri belirler.

Bir resmin tasarlanmasında çizgiyle çeşitli ilkeler uygulanabilir. Anlatılmak istenene göre simetrik olan ya da olmayan, güçlü ve sağlamlık yaratan, geometrik ya da doğal biçimlere ağırlık veren, ele aldığı nesneler arasında altın oran gibi ilişkiler kuran ya da kurmayan, gerilim ya da sükunet yaratan düzenlemeler yapılabilir. Örneğin İki boyutlu yüzey üstünde hacim ve mekan duygusunu, derinlik duygusunu uyandırabilmek için çizim tekniklerinden biri olan perspektifin kurallarını uygulamak gerekir. İnsanlar nesnelerin kendilerinden uzaklaştıkça küçüldüğünü ve renklerinin solduğunu, uzaklaşan paralel çizgilerin bir noktada kesişir gibi göründüğünü, düzlemlerin birbirine yaklaşır gibi olduğunu gözlemişler, bu görünümü kâğıt ya da tuvale aktararak çizimde derinlik konusunu çözmüşlerdir:


Mısırlı sanatçılar yaptıkları resimlerde, yaşadıkları dönemin, toplumun geniş bakış açılı düşünce ve inançlarını yansıtarak figürün baş ve ayaklarını yandan, gözlerini ve gövdesini ise önden göründüğü gibi çizmişlerdir. Mağara resimlerinde görülen çöp adamlar gibi basit çizgiler yerine bedenleri sağlam kontur çizgileriyle belirlemişler, figürleri boşlukta bırakmayıp ayakların bastığı zemini ince bir çizgiyle işaretlemişler; ön ve arka planı ayırarak perspektif kuralını uygulamışlardır.

Rönesans öncesi Avrupa ikona resimleriyle, İslam minyatür resimlerinde benzer derinlik uygulamaları görülür. Minyatürlerde dikey yüzeyler karşıdan göründüğü gibi, yatay yüzeyler ise sanki tepeden bakılıyormuş gibi çizilir. Bu da minyatürde ön ve arka planların üst üste binmiş görünümünü ve duygusu verir.

19. yüzyılın sonlarına doğru Cezanne, Rönesans'tan beri kullanılan resim mekânını değiştirmiş, yatay düzlemleri eğik bir eksende vererek, dikey yüzeylerin resim yüzeyinde öne doğru çıkmasını sağlamış ve derinlik etkisini çizgisel yüzeyler aracılığıyla yaratmıştır. Cezanne'ın bu uygulaması daha sonra Kübist ressamlarca daha da ileriye götürülmüş, nesnelerin bütün yüzeylerinin görüntüleri birbirini izler biçimde verilmiştir. Günümüzde derinlik ve mekân yaratmada kullanılan bu algısal ve kavramsal yaklaşımlar bazen aynı kompozisyonda birlikte yer alır. Ressamlar iki boyutlu düzlem üstünde zaman ve hareket duygusu uyandırmaya çalışmışlardır. Kübist ressamlar zaman duygusunu, ele aldıkları nesnenin içinde bulunduğu mekânla ilişkili olarak işlemişler, gelecekçiler de ağır çekim filmlere ya da hareket halindeki bir nesnenin arkasında bıraktığı izleri gösteren fotoğraflara benzer çizgisel resimler üretmişlerdir.

Çin peyzaj resimlerinde, doğanın kıvrımlı çizgileri gözlenir. Çin yazısı, tabiattaki nesnelerin ve görünüşün çizgisel şeması halindedir. Japon resminin de en önemli karakteri çizgidir. Hint resminde figürler yumuşak ve zarif çizimlerle vurgulanır.


Doğu sanatında arabesk çizgiler gelişmiştir. Geometrik Hat-yazı düzenlemeleri ile mimari süslemelerinde mukarnaslar ve halı motiflerinde geometrik formlar görülür. İnsan ve doğa motiflerinden uzak kalmışlığı ile geometrik hat düzeni, amaçsız dolaşan çizgilerin kompozisyonudur.


Yunan erken döneminde vazolarda insan figürleri görülür. Kırmızı figürlü, vazo, tabak ve çanakları kaplayan siyah sırlı zeminde kıvrak konturlar dolaşır. İ.Ö. 4.yüzyılda figüratif anlatımda derinlik görünmeye başlanır. Helen resimleri ise Girit etkisiyle daha gerçekçi, ama yine çizgisel süslemeye yönelik tarzdadır. Bizans’ta fresko tekniğiyle çalışılan duvar resimlerinde, kitap resimlemelerinde, tezhip ve minyatürlerde ince konturlu çalışmalar görülür.


Rönesans öncesinde Giotto'nun doğalcı yaklaşımının etkisiyle çizim teknikleri değişmiştir, kitaplardaki stilize dış çizgilerin yerini doğa gözlemlerinin çizimleri alır. Dış çizgiler içindeki biçimlere tarama yoluyla ışık, gölge etkisi verilerek üç boyutlu görünüm kazandırılmıştır.
Rönesans resminin en önemli temsilcilerinden Boticelli, Floransa primitiflerinden olup, genellikle alegorik yapıtlarıyla tanınmıştır. Sanatçının, konturlara ağırlık vererek oluşturduğu melankolik etkiler yaratan figürleri yumuşak ve zarif bir çizgiselliğe sahiptir. Botiçelli "İlkbahar" ve "Venüs'ün Doğuşu" adlı tablolarında çizgi ritmine önem vermiştir. İpşiroğlu'na göre: Venüs'teki çizgi arabesk etkidedir.

Alman sanatçı Albert Dürer de bir çizgi ustasıdır. Ahşap oyma ve gravürlerinde göze çarpan görsel öge çizgilerdir. Çizgileri yan yana getirerek leke düzeni kurmuştur.

Michelangelo için desen çizmek, bütün Floransa okulunda olduğu gibi, kenar çizgileri kuvvetle belirtilmiş heykelsi figürler çizmek demektir. Sanatçının "Adem'in Yaratılışı" Freskosunda, kasların hareketlerini çizgisel desen anlayışı ve anatomi bilgisiyle yansıttığı plastik değerler görülür.

Sanat tarihinde yer almış, farklı dönemlerde eserler üretmiş Ingres ve Egon Schile gerektiği zaman figürlerini deforme etmekten çekinmemişlerdir. Sanatçıların deseni önemsedikleri görülen figürlerinde, konturların belirgin olduğu ve arabesk çizgilerin ahenkle dansettiği görülür. Hafifçe sürülmüş boya, deseni ve konturları bozmadan kadının beden dilini tatlı şekilde gölgelendirir. "Büyük Odalık" ve "Banyo" resimleri Ingres'in arı, ahenkli ve aynı zamanda güçlü stilinin en güzel örnekleridir.

Seçilen örneklemelerde görüldüğü gibi; çizginin başlangıcından günümüze uzantısında, resmin temel öğesi olarak (mimari, heykel, illüstrasyon, karikatür gibi birçok sanat alanı için de geçerlidir) varlığı hiç değişmemiştir. Yazı başlığında değindiğim gibi; sanatçı adayı gençlerimizin, çizgiyi birçok yönüyle tanımaları ve belirlenen desen çalışma yöntemlerini uygulayarak sınavlarda başarılı olmaları için ders notlarından kaynaklanan, ön not’tur yazım. Başta, atölye öğrencilerim Meltem ve Beril’in burada değinilmeyen eksikleri de tamamlayarak, çok çalıştıklarında sınavlarda başarılı olmalarına katkı sunacağına inanıyorum. Umarım ve tüm sanatçı adaylarına başarılar dilerim.

Yanı sıra sakınmalar, özel ve kamu kesiminden finansal nedenle yardımlarından yararlanamayışlar bu çabanın, denemenin tümleşmesine engel olamamıştır.


Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültelerine girmek isteyen sanatçı adayı gençler sınavlarda başarılı olmak için desen çalışmalarında nasıl bir yol izlemeli?


Resim, Heykel, Grafik, Görsel İletişim ve Tasarım, Moda,Tekstil, Seramik, Sahne ve Dekor Kostüm, Geleneksel Türk El Sanatları, Animasyon, İç Mimari, Endüstri Ürünleri Tasarımı, Sanat Yönetimi ve Fotoğraf bölümlerine girmeyi hedefleyen adaylar sınavlara hazırlanma sürecinde kendileri için bir program hazırlamalı ve sınav için ön bilgiyi edinmelidirler. Fakülteye girmek isteyen liseli gençler, Anadolu Güzel Sanatlar Lisesinden mezun olan birikimli gençlerle birlikte sınava girdikleri ve değerlendirmede eşdeğer tutuldukları için sınav tarihinden en az altı ay öncesinde, bir hatta iki yıl desen ve sanat eğitimi alabilecekleri kendilerini sınava yetiştirecek kurslara gitmeyi düşünmelidirler. Seçeceği çalışma alanını sürekli takip ederek ve eğitimi için kendisine sunulan hazırlık programını aksatmadan uygulayarak, tüm dünyada geçerli temel eğitim için gerekli dile sahip olabilirler. Sanat tarihini, sanat görüşlerini, yaklaşımları, resim tekniklerini, üslupları, yapıt okumalarını ve günümüzde dünya sanatı ile Türkiye’deki durumunu öğrenebilirler.

Genelde programla ilgili temel başlıklar şöyledir:

Desenin tanımı, tarihsel olarak incelenmesi, gözlem ve görsel algı, ölçü alma, nokta- çizgi, ışık-gölge, açık-koyu, modle-ton, kompozisyon, oran-orantı kavramları, bütünü ve geometrik Algılama, perspektif, iç ve dış mekan çalışmaları, doğa etütleri-ayrıntı çalışmaları, büst-torso ve canlı model çizimleri, renk bilgisi ve uygulamaları, sulu boya, pastel boya çalışmaları, sanat tarihi dersleri.

Sınav öncesi ön bilgilenme için programa uyan çalışmalar yapılmalı, kaynak yayınlar okunmalıdır.

İlköğretimden mezun öğrencilerin Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi yetenek sınavına girebilmesi için, Anadolu Liseleri Giriş sınavının sonucunu beklemeden önkayıt yaptırmaları gerekmektedir. Çünkü, önkayıt son başvuru tarihi genel olarak Anadolu Liseleri giriş sınavları açıklanmadan bitmektedir. Daha sonra öğrenciler mezun oldukları ilköğretim okulu müdürlüklerinden alacakları not durum çizelgesi ve sınava giriş belgesi ile belirlenen tarihlerde başvuruda bulundukları alanları ile ilgili 3 aşamalı yetenek sınavına girerler.

Güzel Sanatlar Fakültelerinin sınavlarına girecek öğrencilerin, ÖSS sınavından yeterli puanı almış olması gerekir. Yetenek sınavlarını her okul kendi bünyesinde yapmaktadır ve kendi koşullarını belirleyebilir. Örneğin Güzel Sanatlar Fakülteleri imgeseli kaldırarak ya da renkli çalışma isteyerek sınav aşamalarını farklılaştırabilir. Her yıl programlamalarda değişiklikler olabileceği için sınavına girmek istediğiniz okulla sürekli bağlantı kurmalısınız.

RESİM
1.Asama:Desen (Karakalem)
2.Asama:İmgesel Çalışma
3.Asama:Mülakat

İlk eleme sınavı aşamasında; öğrencinin görsel algılaması değerlendirilir. Desen çizimlerinde modelin (canlı model, tors, objeler vs) çevresiyle birlikte algılanarak kağıt yüzeyine doğru aktarılması ve resmin elemanları olan çizgisel ifade, hareket, denge, nokta, form algısı, hacimlendirme, ton, leke, modle, modülasyon, perspektif, yüzey çözümlemesi, kompozisyon, mekan, kadraj, ışık-gölge, doku, oran-orantı, doğru ölçü alma, anatomi gibi görsel tasarım öğelerine bakılarak değerlendirme yapılır.


İmgesel Çalışma Sınavında;
Adaylar hayal güçlerini kullanarak peyzaj, portre, figürlü, çok figürlü, iç ya da dış mekan kompozisyon ve natürmort gibi verilen konu doğrultusunda resim kağıdına imgesel çalışma yaparlar. Bu çalışmalar genellikle 35×50 cm. ebatlarında olur. Her yıl okul koşuluna göre belirlenen boya malzemesi değişebilir. Şimdiye kadar olan imgesel çalışmalar için karakalem veya pastel boya kullandırılmıştır.

Değerlendirmelerde;
1. Kağıdı (alanı) doğru kullanma
2. Oran ve orantı
3. Yaratıcılık, konuya ve tekniğe hakimiyet
4. Nesne-mekan ilişkisi ve perspektif
5. Ritim, renk, denge ve hareket
zamanın kullanımı yönleri gözetilir.

Son aşamada; Tasarım ve sanat tarihi bilgileri sözlü veya yazılı olarak sınanır.

Adayların ağırlıklı puan hesaplamaları sonucunda, en yüksek puanı alan adaydan başlamak üzere yapılan sıralama sonucunda her yıl belirlenen sayıda asil ve yedek öğrenci listelenerek okul giriş panosunda ve okulların Internet sitesinden ilan edilir.

(Koşullar okulun alan zümre öğretmenleri toplantı tutanakları ile sabitlenir, ve kendi içinde değişiklikler yapabilirler.)

Sınavlar Desen ağırlıklıdır. Desen, formu görme tarzıdır ve resim sanatının temelidir, doğrudan renkle değil çizgiyle ilişkilidir. Desen çizerken; formu (şekli) önce dış konturlarıyla-çizgiyle görmelidir.

Basit Desen; Konu yalnız ana hatlarıyla ve son derece sade, kıvrak çizgilerle çizilir. Konuya açık ve koyu, ayrıca ince ve kalın çizgilerle derinlik kazandırılır.

Detaylı desen;Basit deseni çizdikten sonra konu üzerinde çeşitli detaylar aranmalı, hareketler üzerinde çalışılmalıdır. Bilhassa resimde dengeyi meydana getiren çizgilerin anatomisine dikkat edilmelidir.

Işık ve gölge ile yapılan Desen; Bu tür desende eşya çizgi ile sınırlanmamıştır.Yüzeyler açık ve koyu lekeler halindedir. Yer yer ışıklar konulmuştur. Bu tür çalışmalarda bazen konturlar çekmek, formun tamamlanmasını sağlar.

Çizgiyle gösterilen renkler, ışık, gölge, kompozisyon, çizgi, hareket, denge, hacim, oran, form, ritm, perspektif gibi kavramlar bu temel yapının- desenin- işlevleridir. İyi eğitilmiş bir göz doğru algılar ve modelde bütün–parça ilişkisini geometrik formlar içinde görerek, oran-orantı, açılar, çizgi değerleri ve kuvvetlerini hissederek yüzey üzerinde gösterir.



Form araştırması: Krokiler daima bir formun aslına uygun görünümünü sağlamak için yapılır. Kullandığınız doğru ve eğri
çizgiler arasında biçim belirlenince konturlar sağlam bir desenle
sona erdirilir. İnsan anatomisinin yapısal özelliklerini çizgiyle ifade ederken bilek ve dirsek ekleminizin, hatta kağıdın büyüklüğüne göre omuz ekleminizin hareketiyle çizmelisiniz.

Desenin değişik türleri vardır; Gözlem deseni, bellek deseni, hayali- imgesel desen, dekorasyonda-dekoratif desenler vb. Desen üzerinde yapılan araştırmalarda çizgi yoluyla içgüdünün ifade edildiği gerçek sanatsal biçimi bulma çabası olduğu ortaya çıkmıştır.

Desende kişisel yorum-üslup- oluşturmak önemlidir.

Öncelikle, modelimizi çok iyi incelemeli ve ortadan geçen aks’ını, hareketini algılamalıyız. Modelin görünüşüne göre dış noktalarından geçirilen çizginin oluşturduğu geometrik formunu, çizeceğimiz yüzeydeki kaplayacağı alanı, yükseklik ve genişliğini iyi
hesap etmeliyiz.

Figür mekanla birlikte düşünülmelidir. Organların biçimsel özellikleri, bütünün yerleştiği form içindeki ana parçaların bütüne göre oranları alınarak çizilir. Desende çizgi, hacimden (üç boyutluluk, Işık-gölge oluşumu) ayrılmaz. Modelden alınan yorum; çizginin açık-koyu, dar-geniş, yatay-dikey zıtlıkları ile alanların Büyük-küçük, uzun-kısa, yön ve ritm gibi elemanların denge etkisi ile gösterilir.

RESİMDE ORAN: Bir cismin eni ile boyu arasındaki farka oran denir. İnsan anatomisini çizerken, vücut parçalarının
birbirine olan oranına ve orantılarına dikkat edilmelidir. İnsan
resminde baş, birim olarak alınır. Diğer vücut parçaları bu birime
göre değerlendirilir. Yetişkin insanda baş vücudun yedide biri
(modelin boy uzunluğuna göre bu oran değişebilir, çocuklarda beş ya
da altıda biri) kadardır. Erkekte omuz genişliği, baş genişliğinin iki
buçuk katı, kadında iki katıdır. Elin uzunluğu yüzün uzunluğu
kadardır. İki elin büyüklüğü yüzün büyüklüğünü verir. Ayak
büyüklüğü ise baş uzunluğu kadardır.



Her iki kolun yanlara uzanmış hali o kişinin boyu ile aynı ölçüdedir. Omuzdan dirseğe, dirsekten bileğe kadar olan uzunluk birbirine eşittir. Aynı şekilde kalçadan dize, dizden ayak bileğine kadar olan mesafeler de birbirine eşittir. Eller aşağıya doğru uzatıldığında parmak uçları diz ile kalça arasında tam ortaya gelir. (İnsan vücudundaki altın oranlar)




PORTRE’DE KANONLAR: Kanon, insan başının ölçülerine denir.
Önden bakıldığında; kafatası bir küreyi andırır. Başı yatay ve dikey olarak ortadan ikiye ayırdığımızda; yatay çizgide, gözler başın tam ortasında yer alır. İki göz arası, bir göz uzunluğu kadardır. Karşıdan bakıldığında göz ile kulak arası bir göz genişliğine eşittir. Başın önden görünüşünde Oranlar Dikey çizgide üç buçuk ölçüdür; Çeneden burun altına, burun altından kaşlara, kaşlardan saç bitimine kadar üç tam, saç bitiminden itibaren de çeyrek ölçü alınır. İlk ölçü çene ve ağız ikincisi burun ve gözler üçüncüsüne alın girer. Alın ile burun, burunla çene arası aynı uzunluktadır. Kulak, burun hizasından başlar ve burun büyüklüğündedir.


Burundan geçen doğruyu 45 derece ile böler oldukça değişik ve zor bir çizimi vardır. Kulağın çizimi için üç orana bölüp çizmek gerekir. Ağzın genişliği iki göz bebeği arası kadardır. Ağzın, yüzdeki yeri; burunla çene arasındaki uzunluk üç parçaya bölündüğünde burundan itibaren ilk parçanın bittiği yerdedir. Değişik yönlerden görünüşü bu ölçüleri değiştirebilir. Dudaklar gözler gibi oval bir mekanda bulunduklarından çizimlerinde de gözlerdeki gibi perspektif özellikler oldukça yoğundur. Anatomik yapının iyi bilinmesi gerekir.


İNSAN FİGÜRÜNDE IŞIK - GÖLGE

Çizgi valörleri (açıktan koyuya gidiş-ton) ile beraber düşünülür.
Işık, gölge ve doku farklılıkları çizgi çeşitleri ile belirtilir. Işık miktarına, kalitesine ve yönüne dikkat edilmelidir. Çünkü; ışık hem vücut üzerinde, hem de dışında gölgeler yaratarak vücut biçimini ortaya çıkarır. Işık yapay veya doğal olabilir. Vücutta az yada çok kontrast yaratır. Böylece hem resmin üslubunu hem de sonradan değerlendirilme biçimini etkiler. İnsan figürünü çalışırken ışık ve gölgenin vücuttaki etkilerini kavrayabilmek ve çizmek için bu genel ilkelerin unutulmaması ve uygulanması gerekir. Gerçekten de, ışığın geldiği yön ile ışığın miktarı ve kalitesi sanatçının çalışma yöntemini etkiler ve konu sert ya da yumuşak bir üslupla çalışmasında belirleyici faktör olur. Resmin gölgeli bölümlerinde kullanılan ton farkları birbirlerinden zor ayırt edilebilen bir yumuşaklıkta olmalıdır.

Duygularımızı “Bakmak görmek, anlamak, çizmek” biçiminde değerlendirmeliyiz. Görmek içir göz ve zihin birlikte çalışır. Çok bakıp az çizmelidir. Modelin hareketini, beden dilini inceleyip, ağırlık noktasını fark etmelidir. Kenar çizgilerinin açı derecelerine dikkat etmeli, bütünden parçaya inerek ölçü ilişkilerini; çizgi ile ölçme-karşılaştırma şeklinde birbirine oranları ifade edilmelidir. Hareket ve denge ilişkisi vurgulanmalıdır. Desen’e derinlik kazandırmak için; rakursi, ön, arka ve geri planları perspektif tekniğine uygun çizgi çeşitleriyle ifade etmelidir.

Kalem tutuşu önemlidir. Kalem formun içinden, dışına doğru yürütülmeli. Kalemi tutarken dört parmak hafif, baş parmak sıkı olmalıdır. Yazı yazar şekli detaya açıktır. Kalemi tutarken elin hareketi bilekten olmalıdır. Kağıdın büyüklüğüne göre dirsek veya omuz hareketiyle çizgi çizilir. Desene başlamadan önce düz/dikey-yatay-, eğri-oval çizgiler bilek hareketiyle ve çizgi kuvvetleri gösterilerek (kalın, ince çizgiler hafifçe ve kuvvet uygulanmış çizimler) yani çizgi çeşitleri ve kuvvetleri bolca çalışılmalıdır.
Süs, fantezi ve ölü çizgiler (kırık çizgi) formu yok eder.

Çizgi alanla-kağıt yüzeyiyle- beraber olmalıdır. Kalem kağıda fazla bastırıldığında kağıt yüzeyinde parlamaya neden olur ve çizgi kağıda gömülür. Kağıdın arkasında gömülmüş çizginin izini görebilirsiniz, formda şablon etkisi yaratılması istenmeyen durumlardır. Detaylı desende çizgi yerine, form ve tonlar görülmelidir. Ton: ışık ve gölgenin leke ile ifadesidir. Modle (tarama), kontrast (karşıtlık-zıtlık), açı karakterleri ile formu noktasız görmeli, aramalıdır.

Çizime modelin gri karakteri ile başlamalıdır. İlk etki eden iri formu, ilk nazarda yerleştirmeli. Oranları karşılaştırmalı, sübjektif nispetler bulmalıdır. Yaratmanın şartı etüttür. Mukayese duygu yaratır. Heves alışkanlık yaratır. O anki duygu, düşünce ve iç sıkıntıları unutup, düz, yuvarlak çizgilerin, sıcak-soğuk renklerin , küçük-büyük alanların oyunlarından başka şey düşünmemelidir. Çizgi karakteri-çizgi hakimiyeti düz, eğri çizgilerin kontrastı, gergin ve eğri çizgiler, girinti çıkıntılar(oylumlar) belirtilmelidir.

Çizgide perspektif gözetilmelidir. Doğadaki varlıklar bize yakınsa gerçek ölçüleri ve renkleri görünür. Bizden uzaklaştıkça küçülür ve renkleri solar hissini verirler. Perspektif, gözümüzün bu görüş hissini resimde çizgi ve renk olarak gösterme işidir. Desen çalışmalarınızda bu bilgi ve özelliklere dikkat ettiğinizde görsel algı ve yorumlarınızı geliştirerek güzel çalışmalar oluşturabilirsiniz. "Düşünme ile dil, görme ile dil arasında sıkı bir ilişki vardır. Yaratıcı bir görme, yaratıcı düşünme, dilde de yaratıcı olur." T.M.

Karakalem deseninizin başarılı olması için formları doğru görmeniz ve görsel tasarım öğeleriyle göstermeniz yanında ayrıca kalemin ton değerlerinin tümünü deseninizde bulundurmalısınız. “Bir enstrüman 24 nota çıkartabiliyorken, 5 nota ile müzik yapmak gibi deseniniz de çizgi değerleri ve tonlamalar yönünden zayıf kalabilir. Normal ışık şartlarını yansıtan bir desende, aydınlık ve karanlık alanların arasında belli sayıda gri bulunmakla birlikte, bu aydınlığın kağıt kadar beyaz, karanlığın da kaleminizin en koyu tonu kadar karanlık olması resminize tonal doygunluk (kontrast) kazandırır. Formları kağıt yüzeyinde tespit ederken çizdiğiniz konturların koyuluğu desenin geneline yansıtılmalıdır. Örneğin bir elma çizdiyseniz, bu cismin yüzeyinde de gereken bölgenin bu hat kadar koyu olması ve bu hattı "sindirmesi" deseni daha gerçekçi kılacaktır. Bu tonal prensipleri fotoğrafçılar Zone System olarak bilirler. Solmuş resimlerde bu kontrastlık yok olmuştur. Desenleriniz solmuş resimlere benzememelidir.”¹ Bunun için Çizginin psikolojik etkisini iyi bilmeliyiz:


Çizgi ve psikolojik etkisi ²


Irwin Edman'a göre: Resim sanatında doğrudan doğruya çizginin, bizde hem dokunma, hem de hareket duygusu uyandırdığı konusunda güvenilir kanıtlar vardır. Resme bakarken, alınan zevkin kaynağını ifade etmek üzere bazı estetikçiler, "Empati" terimini kullanıyorlar. "Empati yada Einfuehlung", içten içe hareket eden ve gerilen vücudun, algılanan nesnelere kapılması demektir. Yalnız hayalimizle değil, gerçekten biz resimdeki çizgilerle beraber hareket ederiz, tuval üzerinde kesilen bir ritm, algılayışımızın ve içimizde gelişen hareketin akışını da keser. Akıcı ve kıvrak bir çizgi, vücudumuzdaki gerginliği azaltır.

Renkler gibi çizgilerinde kendilerine özgü etkileri vardır. Bir tablodaki kısımların simetrik dengesi eğri bir çizginin rahatça akışı, düz bir çizginin kesinliği, bunların hepsi sanat zevkimize bir şeyler katar. Belli çizgi çeşitlerinin, örneğin çetele gibi olanların, aralıklı çizgilerin, yumuşak yada dalgaları, daire gibi yada oval olanların, bunların hepsinin, müzikteki tiz ve pes notalar gibi, sıcak ve soğuk renklerle tonları gibi sinirler üzerinde bıraktıkları kendilerine özgü etkileri vardır. Müzikteki ritm gibi resimdeki çizgilerde, kendi başlarına bir çeşit müziktir. Gözleri incelikleri ayırabilen kimseler, bir çizgiyi gördükleri zaman o çizgi ile hareket ederler ve çizgilerin ritmik bileşimlerinden oluşan soyut biçimlere kendilerini kaptırırlar.

İslimyeli de; "Çizgiler fizik yapılarından doğan bir takım anlamlar bir takım duygular uyandırır, renkler gibi yaşar, kendilerine göre bir ruh taşırlar" der. Resimde çizginin karakteristik tipi, psişik etkileme yönünden büyük önem taşır. Örneğin; Düz çizgi bir biteviyelik verir. Bu etki ölçü ile de ilgilidir. Hatta hacim çağrışımı da yapabilir. Ayrıca çizgi kendi etrafında bükülerek bir takım dalgalı yüzeyler yaratabilir. Bütün bu hareketler gözü oyalar. Bu gidiş ritmik bir karakter aldığında çoğu kez göze hoş gelen bir uyuşum elde edilir. Eğri karakterli bir çizginin kendisine özgü bir akıcılığı vardır. Buna karşın çizginin ani yön değiştirmeleri heyecan, hayret ve tereddüt uyandırır, kararsızlığı yaratır. Ayrıca resmin özelliği, konu tarafından belirlenir; Yatay çizgiler sükuneti, yukarı çıkan hatlar sevinci, aşağı inen çizgiler de kederi ifade ederler. Bütün bunların hislerimizin değişik oluşlarında payları vardır.

Çizginin renkle beraberliğindeki psikolojik etki: Kompozisyon içinde çizgi, bir renge, açık koyu değerlere veya dokusal karaktere sahip olabilir. Çizginin etkileme gücü, rengin aksiyonu ile birleşince anlatım olanağı çok genişler. Renk çizginin diğer niteliklerini de değerlendirmeye, değiştirmeye yada yumuşatmaya yönelir. Örneğin; Şiddetli bir renkle birleştirilen bir kalın çizgi, çarpıcı etki yapar. Aynı çizgi, yumuşak bir renk ile birleştirildiğinde tam tersine etkisi azalır veya başka bir durum ortaya çıkar.
-----------------------

Hiç yorum yok:

müzikli-abstrak

NÜ LER

heykeller

Fotoğraflar White & black

Klasik dönem resimler