25 Ocak 2009 Pazar

TÜRKİYE'DE SANAT AKIMLARI-DÖNEMLER VE RESSAMLAR

TÜRKİYE DE SANAT AKIMLARI-DÖNEMLER VE RESSAMLAR

Türk Primitif Ressamları

Primitif diye adlandırılan Türk ressamları, Model olarak ele aldıkları fotoğrafı farklı bir gerçeklik boyutuyla tekrar yapmışlardır. Fotoğraf tekniği Türkiye'ye ilk defa 1840'lı yıllarda girmiştir. İstanbul daki fotoğraf atölyelerine yabancılar ve azınlıklardan başka, Osmanlı sarayı da ilgi göstermiştir. Resimlerini İstanbul'un ilk ünlü fotoğrafçıları olan Abdullah biraderlerin çektikleri fotoğraflarından yararlanarak yaptıkları sanılan 19, yüzyıl Türk ressamları genellikle Primitifler diye anılır.

İstanbul Resim ve Heykel Müzesinin ilk salonunda yer alan bu sanatçılar asker ya da sivil okul mezunudurlar. Hüseyin Giritli, Hilmi Kasımpaşalı, Salih Molla, Fahri Kaptan, Ahmed Bedri, Ahmet Şekur, Necip Selahattin, Aşki, Munip, Ahmet Ziya Sam, ibraihm, Mustafa, Şefik,Şefki, Osman Nuri. Konular: Yıldız sarayı ve camii, Kağıthane, Ihlamur Köşkleri,Havuzlu bahçeler, Fıskiyeler, Fenerli yollar, Ziyafet sofraları,İstanbul'dan görünümler, Anadolu görünümleri

1979 Başında "Türk Primitifler Sergisi" bir İstanbul galerisinde açılmıştır

Hüseyin Giritli

Hilmi Kasımpaşalı

Salih Molla

Fahri Kaptan

Ahmed Bedri

Ahmet Şekur

BATILILAŞMA DÖNEMİ ( Asker Ressamlar )

Türkiye'de geleneksel resim sanatının minyatür sınırları içinde gelişmiştir. bu gelişme batıdan gelen teknik ve biçim etkilerinin yoğunlaşmasına paralel bir olgu şeklinde devam etmiştir. İlk kez 1793 yılından itibaren doğa gözlemine bağlı bir resim dersi Osmanlı imparatorluğu mühendishanesinde yer aldı. 1835'ten itibaren yetenekli gençler Avrupa'ya yeteneklerini geliştirmek için gönderilmeye başlanmıştır. 1875 yılından itibaren resim dersi özellikle askeri liselerde gelişmişti. Batılı anlamda resmin, yalnız asker aydınlarımız arasında yayıldığını görüyoruz. Halil Paşa,Şeker Ahmet Paşa,Tevfik Paşa,Hasan Rıza,Hüseyin Zekai Paşa,Sevili Ahmet Emin,Hüsnü Yusuf,Osman Nuri Paşa,Süleyman Seyyid Bey gibi ressamlar Mühendishane ve Harp okulu gibi kurumlarda eğitim gören sanatçılardır. Halil Paşa Paris'te ( Paris Güzel Sanatlar Akademisi ) 8 yıl kalıp izlenimcileri izlemiştir. Halil paşa; portreci ve usta bir desencidir. İstanbul manzaraları ve Anadolu sahilindeki evleri resmetmiştir. Gene Harbiyeden Tevfik paşa ise İstanbul'un servilerini, sokakları, camileri,sebilleri ve türbelerin mistik havasını yansıtmıştır.Ressam Hayri ise usta bir suluboya ressamıdır. Hasan Rıza çok figürlü kompozisyonlar yapmıştır.Miralay Süleyman Seyyid Bey ilk ölü doğa resmini (Natürmort) ülkemizde sevdiren ünlü ressamlarımızdandır.

Asker ressamlarımızdan biri olan Hüseyin Zekai Paşa'nın (1859-1919) doğacı bir gözlemi ve kendine özgü romantik bir anlatım tarzı vardır. Mimarlıkla ilgili betimlemelere yönelmiş, Avrupa'ya gitmemiştir. Sanayii Nefise Mektebi'nin kurulması ile birlikte asker ressamlarımız yavaş yavaş yerlerini bu okuldan mezun olanlara bırakmıştır.

Halil Paşa

Şeker Ahmet Paşa

Tevfik Paşa

Hasan Rıza

Hüseyin Zekai Paşa

GERÇEKÇİ DÖNEM

Şeker Ahmet Paşa Paris'te uzun zaman kalmış Gerome Boulanger'in atölyelerinde çalışmış, Courbe Realizminden etkilenmiştir. Gerek ölü doğa resimlerinde, gerek peyzajlarında, gözlemlerini çok duyarlı yansıtmıştır. İstanbul'da ilk kişisel Resim sergisi açan sanatçı Şeker Ahmet Paşa'dır. Sanayii Nefise Mektebi ( Güzel Sanatlar Akademisi ) 'nin kurucusu Osman Hamdi bey Paris'te 15 yıl kalarak Hukuk ve Güzel Sanatlar Okuluna devam etmiştir. resimlerinde Osmanlı toplumsal hayatını betimlemiştir. Yabancı müzelerden kopyalar yapmıştır. Figürlü düzenlemeler ve portrelere yönelmiştir. Oryantalizm modasının Ülkedeki tek Türk temsilcisidir. Hoca Ali Rıza Bey asker ressamların en ünlülerinden biridir. Hüseyin Zekai Paşa manzara resmi ve mimarlıkla ilgili betimlemelere yönelmiştir. Sanayii Nefise Mektebinin kurulmasından sonra modern Türk resminin ikinci büyük dönemi başlamıştır. Bu okuldan mezun olup; Avrupa'ya giden sanatçılar Fransız Empresyonizminin etkisiyle yurda dönmüşlerdir. Sanayii Nefise Mektebi resim atölyelerinde yapılan çalışmalar, Türkiye'de resim eğitiminin akademik bir disipline sokulması yönünden bir aşamadır. Halil Paşa,Sami Yetik,Ruhi Arel,Avni Lifij,Namık İsmail,Şevket Dağ,İbrahim Çallı,Mihri Müşfik,Hikmet Onat,Feyhaman Duran,Nazmi Ziya Güran gibi ünlü sanatçılar akademide ders vermişlerdir. Mihri Müşfik; İnas Sanayii Nefise mektebinin müdireliğini yapmış. ilk kez çıplak kadın modelin kız atölyesine girmesini sağlamıştır. Bir müddet italya'da yaşayan sanatçı, Cumhuriyetin ilanından sonra yurda dönmüş, daha sonra New York'ta sergi açmış ve orada yaşamıştır. 1923'lerde gerçekleştirdiği Pelerinli Atatürk adlı tablosu Yugoslavya'ya armağan edilmiştir. Kız Sanayii Nefise Mektebinin ilk mezunları olan Güzin Duran,Nazlı Ecevit tanınmış sanatçılardır.Kız ve Erkek Sanayii Nefise Okulları Cumhuriyetin ilanından sonra birleştirilebilmiştir. Müfide Kadri, çok genç yaşta ölen bir Türk ressamıdır.

Şeker Ahmet Paşa

Hoca Ali Rıza bey

Hüseyin Zekai Paşa

Halil Paşa

Sami Yetik

Ruhi Arel

Avni Lifij

Namık İsmail

Şevket Dağ

İbrahim Çallı

Mihri Müşfik

Hikmet Onat

Feyhaman Duran

Nazmi Ziya Güran

Güzin Duran

Nazlı Ecevit

ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK RESMİ

Atatürk’ün düşünceleri doğrultusunda, Cumhuriyet’in ilanı ile başlayan yeni kültür dönemi, çağdaşlaşma sürecinde, güzel sanatları kültür düzeyinin bir göstergesi ve ulusal kültürü oluşturan temel unsurlar olarak belirlediği için, yenileşme düşüncesinin resim sanatındaki yansıması da hızlı bir biçimde olmuştur. 1923’te her alanda yetiştirilmek üzere, Avrupa’ya uzmanlık eğitimi için gönderilen 25 kişiden beşinin, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi mezunlarından seçildiği görülüyor. Akademi mezunlarının sonraki yıllarda da devlet bursu ile Avrupa sanat merkezlerine gönderilmeleri sürmüştür. Evrensel düzeyde sanatçının yetiştirilmesini kültürel gelişmede en önemli etkenlerden biri olarak değerlendiren yönetici elitler, yetişen sanatçıların yarattığı ürünlerle, toplumun düşünsel ve estetik gereksinimlerinin karşılanabileceği görüşündeydiler. Atatürk ve yönetici kadrosu, kurumlararası bütünleştirici bir araç olarak sanatı Türkiye Cumhuriyeti’nin her alanda imajı olarak kullanmış ve devletin sanatı desteklemesi bir görev olarak benimsenmiştir. Bu yaklaşımları ve ideallerinin sanata ve sanatçılara yansıması ise kaçınılmaz olmuştur. Çağdaşlaşma isteği ve ulusal duygularla, Atatürk devrimlerinin önem ve değerini halka kavratmak üzere çalışmalara başlayan sanatçılar, ulusal Kurtuluş Savaşı’nı ve kazanılan zaferleri yapıtlarında destansı yorumlarla dile getirmişlerdir. Devlet, her yıl düzenli olarak Ankara’da ve İstanbul’da sürdürülen GSB’nin “Galatasaray Sergileri” yanında, kültürel değişme ve sanatsal gelişmelere ait programlarla, sanatçıları desteklemiştir.

Paris’e giden ilk gruptaki öğrenciler, Şeref Akdik (1898-1972), Cevat Dereli (1900- 1989), Muhittin Sebati (1901-1935), Refik Epikman (1902-1974) ve Mahmut Cuda (1904-1988)’dır. Yine, Türk Ocağı tarafından 1923’de Zeki Kocamemi (1900-1959) ve aynı yıl Akademiden ayrılan ve kendi olanaklarıyla olmak üzere Ali Çelebi (1904- 1993) Münih’e gitmişlerdir. Bunlar ile birlikte tüm öğrenciler 1927-1928 yıllarında Türkiye’ye dönmüşlerdir.

Bu sanatçılardan Refik Epikman, Cevat Dereli ve Mahmut Cuda GSA’da görevlendirilmişlerdir.

Şeref Akdik

Cevat Dereli

Muhittin Sebati

Refik Ekipman

Mahmut Cuda

Zeki Kocamemi

Ali Çelebi

Kübist ve Ekspresyonist Sanat Eğilimleri (1928-1960)

Yüzyıl başında Avrupa’da modern sanat akımları fovizm, ekspresyonizm 1905’te, kübizm 1907’de, kübizmden temellenen soyut sanat akımları 1909-1918 yılları arasında başlamış, 1925’e kadar da gelişmelerini tamamlayarak usta sanatçılarını belirlemişlerdi. Paris’te uzmanlık eğitimi gören Türk sanatçıları ise, akademik natüralist teknikte yetkinleşme çabası içinde olmuşlardır.

Diğer yandan, Kocamemi ve Çelebi, Münih’te kübizmin tanınmış temsilcilerinden ve aynı zamanda ekspresyonizmin usta sanatçılarından Hans Hofmann (1880- 1960)’ın özel akademisinde çalışmışlardır. Her iki sanatçı, Münih dönüşü, Avrupa modern sanat akımları kübizm ve ekspresyonizm ile kübizme dayalı, konstrüktif (inşacı) anlayışı Türk resmine getirmiş, yeni ve modern bir dönemi başlatmışlardır.

Zeki Kocamemi ve Ali Çelebi modern sanat eğilimindeki çalışmalarıyla ilk yıllarda, Akademi çevresinde ve sanat ortamında yadırganmışlardı. Ancak 1930’larda Refik Epikman, Muhittin Sebati ve Cemal Tollu ile 1924’te Avrupa bursu ile Paris’e gönderilen, Cumhuriyet ilk kuşak sanatçıları içinde tek kadın sanatçı olan Hale Asaf (1902-1938) yanında birçok ressam Kocamemi ve Çelebi’den etkilenmiş ve kübist eğilimde araştırmalara başlamışlardır.

Zeki Kocamemi

Ali Çelebi

Muhittin Sebati

Refik Ekipman

Cemal Tollu

Hale Asaf

MÜSTAKİL RESSAM VE HEYKELTIRAŞLAR BİRLİĞİ (M.R.H.B.)

Zeki Kocamemi

Ali Çelebi

Muhittin Sebati

Refik Ekipman

Hale Asaf

Şeref Akdik

Elif Naci

Cevat Dereli

ONLAR GURUBU-1946

Türk resminde ”Yeniler Grubu”nun etkisiyle geleneksel halk kültürü kaynaklarına gitmek düşüncesinden sonra, Türk resminde fovist anlayıştaki yapıtlarıyla tanınan Bedri Rahmi Eyüboğlu, renk coşkusu yanında, geleneksel halk nakış sanatı öğelerine olan ilgisini ve sevgisini atölyesinde öğrenim gören öğrencilerine de aşılayabilmişti. Sanat eğitimcisi olarak, Çallı’yı anımsatan bir etkiye sahip olan Eyüboğlu, öğrencilerini geleneksel halk sanatı konusuna yönlendirirken, batı resim sanatının estetik değerlerini öğrenmeden, geleneksel sanat biçimlerinin çağdaş yorumlarına ulaşılmasının olanaklı olmadığı konusunda onları bilgilendirmekteydi. Sanatçının atölyesinde altı yıl öğrenim gören on öğrencisi, onun öğretileri ve batı-doğu sentezi görüşü doğrultusunda çalışmak amacıyla “Onlar Grubu”nu kurdular (1946). İlk sergilerinde, konuları işleyişlerindeki özgürlük ile sanat ortamına yenilik getiren tek toplu hareket olarak değerlendirildiler. Grup içinde Turan Erol, Orhan Peker, Fikret Otyam, Leyla Gamsız, Adnan Varınca, Osman Oral, Mehmet Pesen, Mustafa Esirkuş gibi çağdaş Türk resminin tanınmış birçok sanatçısı bulunmaktaydı.

“Onlar Grubu” sanatçılarının geliştirdiği ve biçemlerini belirleyen renkçi-lekeci eğilimin usta sanatçıları, 1960’larda yoğunlaşan yöresellik düşüncesine katılmışlardır. Sanatçılardan Turan Erol, 1950 ortalarında kübizm etkili figür soyutlamalarından sonra, Anadolu bozkırının lekesel anlatımındaki özgün yorumlarını, kendine özgü, spontan renk benekleri ve yumuşak doğasal çizgileriyle lirik yapıda ortaya koymuştur. Orhan Peker, hayvan figür soyutlamalarıyla gerçekleştirdiği renkçi-lekeci eğilimini, içerikle bütünleştirerek yorumladı. Fikret Otyam, Güneydoğu Anadolu göçerlerini, öze yönelen bir yalınlık içinde ve sevecen bir yaklaşımla işledi. Osman Oral, Karadeniz yöresinden yaptığı görünülerle; Leyla Gamsız, figür soyutlamalarında ulaştığı yalınlaştırma kadar, deformasyona da yer vererek, renk ve leke öğesini dışavurumcu biçeminin temel nitelikleri olarak ortaya koyduğu resimleriyle dikkati çekti. Mehmet Pesen ve Mustafa Esirkuş, folklor etkinliklerini; grup dışından Avni Arbaş, deniz işçilerini, toplumsal yaşam konularını, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı konularını renkten çok leke öğesini öne çıkartarak resimledi.

Diğer yandan, 1950-1960 yılları arasında, yöresellik düşüncesinden uzak, yarı-soyut bir anlatımla, dışavurumcu anlayışını renkçi-lekeci yaklaşımıyla ortaya koyan İhsan Cemal Karaburçak (1898-1970), Türk resminde otodidaktik olarak yetişmiş az sayıdaki usta sanatçıdan biridir. Renk anlayışında moru ve kirli altın sarısını başarıyla uygulamıştır. Figür ve nesne soyutlamalarında, çizgisel anlatımını çağdaş bir yapıda ortaya koydu.

Bedri Rahmi Eyüboğlu

Turan Erol

Orhan Peker

Fikret Otyam

Leyla Gamsız

YENİLER GURUBU

GSA’da, Levy ile başlayan yeni eğitim süreci, 1940 yılından sonra, resim sanatında, yeni bir dönemin başlamasında etkili olmuş, o yıl açılan Yüksek Resim Bölümü’ne Nuri İyem (d.1915), Ferruh Başağa (d.1915), Turgut Atalay (d.1918), Selim Turan (1916-1994), Agop Arad (1914-1990), Avni Arbaş (1919), Mümtaz Yener (1918), Fethi Karakaş (1918-1979), Haşmet Akal (1918-1961) devam etmişlerdir. Bu atölyede çalışan öğrenciler, resim sanatının batı etkisinden kurtulması ve toplum sorunlarına eğilmesi için, toplumsal-gerçekçi anlayış çevresinde, ”Yeniler Grubu”nu oluşturdular (1941). Grup üyelerinden Abidin Dino, Türk resminin sağlam bir temele dayanmasının ancak, halk sınıfını ve halk gerçeğini doğrudan anlamakla olabileceğini vurguluyordu. Bu düşüncelerinden hareketle “Irgatlar” (1941-1943) adlı dizi resimlerini gerçekleştirmişti. 1951’de Paris’e yerleşen sanatçı, 1954-1962 yılları arasında “Mayıs Salonu Sergileri”ne katıldığı gibi, Paris’teki ilk kişisel sergisini de 1955’te açmıştır. Grubun kurucu üyelerinden İyem, Yener, Arbaş ve Karakaş başlangıçtaki eğilimlerini sürdürmeye devam etmişlerdir. İyem, Güneydoğu Anadolu kadınının, toplumsal-psikolojik yaşamını, kadının toplum içindeki yerini irdeleyerek, çoğu kadın portresi olan resimlerinde, simgesel ve gerçekçi anlatımların birlikteliğine yer vermiştir. Yener, çok figürlü kompozisyonlarında, her figürü düşünsel yönden, konunun içeriğine katkıda bulunacak biçimde, duygu ve düşünce yüklü olarak ifade etmeye çalışmıştır.

Nuri İyem

Ferruh Başağa

Agop Arad

Avni Abraş

D GURUBU

Nurullah Berk

Abidin Dino

Zeki Faik İzer

Elif Naci

Hiç yorum yok:

müzikli-abstrak

NÜ LER

heykeller

Fotoğraflar White & black

Klasik dönem resimler